Van Gogh: Sonsuzluğun Kapısında


Van Gogh: Sonsuzluğun Kapısında

Van Gogh : Sonsuzluğun Kapısında, modern resmin babası sayılan dünyanın en büyük ressamlarından Hollandalı Vincent Van Gogh’un trajik yaşamının son yılını anlatıyor. En sevdiğim ressam olan Van Gogh’un iki ünlü “Starry Night” tablosundan birinin kopyası yıllardır yatağımın başında asılıdır.

Sarı başta olmak üzere mavi, yeşil, turuncu renklerinden kopamayan bu eşsiz ressamın dehası o hayattayken anlaşılamadı ve yoksunluk içinde bir hayat sürdü.

İşini aşkla yapan insanların en ünlü örneklerinden olan Van Gogh, rahipliği bıraktıktan sonra 28 yaşında ilk defa eline fırça almış ve 37 yaşında intihar edene kadar benzeri görülmemiş bir şekilde 800 ün üzerinde yağlı boya tablo ve 1000 in üzerinde karakalem çalışma yapmıştır. Ne yazık ki, bunlardan sadece birini (Kırmızı Şarap Bağı) satabilmesi trajik ve gizemli ölümüne kadar giden yolu açmıştır.

63 yaşındaki Willem Dafoe, fazla bir makyaj kullanmadan 37 yaşında ölen Vincent VanGogh’un Fransa’da geçen yaşamının son aylarını başarıyla canlandırıyor. Bu rolle Altın Küre’ye aday olup, ödülü Freddie Mercury’ü canlandırmayan adeta yaşayan Rami Malek’e kaptırmıştı. Şimdi de Oscar adayı. Ressamla arasındaki büyük yaş farkından dolayı Amerikan Sinemasının bu en büyük oyuncularından birine biraz şüphe ile yaklaşmıştım başta ama Dafoe, VanGogh’un eylem, düşünce ve paranoyalarını, kırılgan akıl sağlığını çok iyi özümsemiş ve yansıtmış.

Küçük yardımcı rollerde başta ev arkadaşı, sanat yoldaşı Gaugin rolündeki Oscar Isaac olmak üzere güçlü bir portreler galerisi oluşturulmuş Van Gogh’un etrafında.

Film, Van Gogh’un güçlü ve fırtınalı fırça darbelerinin ruhunu çok iyi yansıtıyor. Willem Dafoe da rolünü hakkıyla verebilmek için resim dersleri almış. Filmin görüntüleri de tablolara yaraşırcasına güzel. İddialı, klasik bir biyografi değil ama meditasyon gibi bir deneyim sunuyor müziği ve görüntüleriyle.

Dafoe’nun müthiş oyunculuğu ve ressamın yaşamından yeni kesitler (akıl hastanesinde papaz ile olan diyalogu gibi) vermesiyle film yavaş ilerlese de kendini izlettiriyor. Trajik ölümünün hikayesini de net bir bakış açısıyla vermesi iyi bir nokta.

Van Gogh’un ölümünden sonra tanınması da hemen olmamıştır. Kardeşi Theo‘ya yazdığı  mektuplar 1. Dünya Savaşı öncesinde yayınlandı. Bu kırılgan dehanın değişik ama samimi iç dünyasını yansıtan bu mektuplar, insanların bugüne kadar hiç azalmadan arta gelen VanGogh hayranlığının ilk adımı olmuşlardır. Kendinden sonra gelen pek çok modern ressamı etkilemiş ve yeni bir çığır açmıştır. Filmde de belirttiği gibi o “günışığını resimledi.”

SinemAdem iyi seyirler diler.

Adem Y. TAVUKÇUOĞLU


Like it? Share with your friends!

4 shares
İnce Tezat
Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend