Aşk


Aşk ulaşamadığım bir duygu henüz… Yaşamadım ki ben! Küçük bir çocuğun ilk duygusudur aşk, anneye duyulan. Kim bilir nasıldır böylesine tutkulu bir aşk ile büyütülmek. Annenin o korunaklı karnından korku ve endişe haliyle ağlayarak çıkarken, anne kokusu ve kucağı değil midir minik bedeni sakinleştiren? Emzirme ritüelinde kurulan o derin doyum duygusu hem karnına hem de ruhunu hitap eden. Herkesten daha çok beni düşünen, benden bir adım önce güçlük ve zorlukları gören ve siper olmaya çalışan, her düştüğümde ilk yanında olan o yüce varlık. Beni benden çok, kendinden çok seven “ilk Aşk” yaşadığım insan. O kadar kısa sürdü ki bu aşkımız, hiç olmamış gibi. Yüzünü bile hatırlamıyorum şu an, güzel miydi, güzel bakar mıydı bana? Nasıl davranırdı bana hatırlamıyorum, beni çok sever miydi? Sarıp sarmalar mıydı mesela, hiç bilmiyorum. Ben hep yalnızdım, ruh eşini arayan. Hiç bilemediğim hatırlayamadığım yarım kalan aşkımdı annem. Sadece üç yaşındaydım ben, onu ebediyete uğurlarken. Biyolojik babam ise nüfus cüzdanımda bir kayıttı sadece. Annemin ölümünden sonra bunalıma girmiş, sorumluluk alıp kızına hem anne hem baba olmak istemeyerek kolay yolu seçmişti: Devletin yurtlarına emanet etmişti beni. Sonrasında bunalımdan çıkması pek bir hızlı olmuş, yeni bir aile kurmuştu: Aşkını yeni karısına ve çocuklarına sunmuştu. Otuzlu yaşlarına gelmiş olan benim için yıllardır görmediğim, özleyemediğim, özlenmediğimdi babam.

Şimdi karşımda duran bu güzel ruhlu adam aşığım sana derken, ne diyeceğimi bilemeyen aşk yoksunu ben korku, şaşkınlık ve merakla bir cevap veremeyerek sessizce bakıyorum.

Serpil CAN


Like it? Share with your friends!

76 shares
İnce Tezat
Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend