Hayatı Akışına Bırakmak


”Korkular nefsimizin eseridir, Allaha güvenen kişi için tek korku O’nu incitmektir.”

                                                                                                        Mevlana

Malum internet çağındayız bilgiye ulaşmak çok kolay, tek tıkla her şey karşımızda…
Ama kolay mı öyle biliyorum diyebilmek?

Hepimiz çocuk yetiştirme konusunda doğru bilgilere sahibiz hatta nasıl sağlıklı kilo verilir yada diyet yapılır her birimizin az çok fikri var ama iş uygulamaya gelince sınıfta kalabiliyoruz değil mi?

Demek istediğim bütün bildiklerimizi ‘’hal hali” ne getirebilmek yani yaşamımızın parçası haline getirebilmek; işte bütün mesele burada sanırım.

Yaşam dediğimiz bu yolculuğu keyifli bir hale getirebilmek için bazen bildiklerimiz yetmiyor işte tam da o noktalarda yüreğimiz sıkışıyor ve başka şeylere ihtiyacımız olduğunu fark ediyoruz.

Çevrenizde bu konuda örnek alabileceğiniz kişiler varsa çok şanslısınız elbette ama her zaman bu kadar kolay olmuyor.

Yüce yaratanın karşısında idraki sınırlı bir yaratılan olarak sınırlarımızın olduğunu bilmek ve kabullenmek sanırım başlangıç noktası.

Bazen olaylar bizim istediğimiz şekilde gelişmediğinde bunun hayrımıza olduğunu düşünmek ve kabullenmek çok zor olabiliyor ama bir başarabilirsek büyük resme odaklanabilirsek ve biraz da sabır gösterebilirsek belki de tahminlerimizin ötesinde başka ufukları görebiliriz.

Bunu yaşam tarzı haline getirebilen insanları gördükçe mutluluk ve huzuru çok uzaklarda aramamız gerektiğini düşünüyorum.

Yaşamda aktör rolünü oynamayı bırakıp, koltuğumuza yaslanıp, sahneye bütünüyle hâkim olmak ve seyretmek bazen çok şey söyleyebiliyor. (aktör rolünden seyirci koltuğuna geçmek )

Evrende müthiş bir düzen var; her şey olması gerektiği gibi oluyor aslında ama biz sınırlı idrakimizle bazen akışa ayak direyebiliyoruz ya da hesap sorabiliyoruz.
Akışa bırakmak derken kast ettiğim asla hiçbir şey yapmamak değil; biz tedbiri elden bırakmayacağız tabii ama sonrası için de akışı seyretmenin hazzını da çıkarabileceğiz.

Bir yerlerde okumuştum; kader olmasını beklediğimiz değil, oluşunu seyrettiğimiz şeydir! Diye…

Dediğim gibi söylemesi çok kolay ama uygulamak zor ama mümkün olduğunu da unutmayalım, başaranlar varsa biz neden başarmayalım?

Tevazu ya çok önem veren biri olarak; sakın size ahkâm kestiğimi düşünmeyin bütün bunları yazarken sizinle birlikte kendime de söylediğimi bilin lütfen, hatta en çok ta kendime…

Başlangıçta tamamen kendi ihtiyaçlarımdan yola çıktım aslında öğrendikçe paylaşmanın keyfini de yaşamak istedim o kadar. Bir şiirimle size veda ederken hepinize keyifli günler diliyorum.

Beni Bana Bırakma

Gün gelir
Yılların tortusu birikir
Ruhun sığınaklarında
Hüzün basar yüreği
Çekilen çileler
Yansır yüzüne bedenine

Ama…
An gelir
Vardır hepsinin bir anlamı
Derken bulursun kendini

Yolculuğun seyrini beklerken sabırla
Dünya denen sürgünde

Bazen kabul olmayan dualara üzülürken
Bazen şükreder hale gelirsin
Öyle oldukları için
Tanrım ”beni bana bırakma ”

Arzu AYMAN


Like it? Share with your friends!

Arzu Ayman
Marmara Üniversitesi PDR mezunuyum. Yazmak benim için yaşam tarzım diyebilirim. Ögrendiklerim ve hissettiklerimle yüreklere dokunabilirsem ne mutlu bana...

4 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Bilmek- uygulayabilmek, söylem-eylem açmazına çok güzel bir gönderme, kalemine sağlık, sevgilerle…

Send this to a friend