İnsanlığa Bırakılan Kabile


Efsaneye göre,  evrendeki hayvanlar kendi aralarında üç bölüme ayrılırlar.

Üç liderleri vardır. Ana kraliçe, baba kral ve yardımcı elemanları vezirle ormanda uzun yıllar mutlu mesut yaşarlar. Aradan yüzyıllar geçer ve ormanda çok şiddetli patlama ile depremler olur.

Bütün hayvanlar sürüler halinde başka bir ormana göç etmek için yola koyulurlar. Göç ormanlarına doğru. Himalaya dağlarına çıkarlar. Ana kraliçe beyaz dağı yönetir. Baba kral kırmızı dağı yönetir. Vezirde her iki dağın arasında kral ve kraliçenin emirlerini yerine getirir. Ormandaki depremden sonra birçok hayvan hastalıktan ölür. Bazıları sakat kalır. Bazıları ormanı terk edip kaçar. Hayvanlara guruplar halinde vazifeler verilir. En güçlü hayvanlarla çalışıp dağın en tepesinde kral ve kraliçeye bir kale yaparlar. Kral ve kraliçe dağın en tepesinden hayvanları yönetirler ve dağın tepesinden hiç inmezler.

Dağın eteklerinde yaşayan  hayvanlar ise dağın etrafını temizleyerek kendilerine yeni bir yaşam şehri yaparlar ve yıllarca mutlu mesut yaşarlar. Aralarından depremden sonra kaçan, akrep, yılan, kurt kabilesi bunlara savaş açar ve birkaç yıl savaşırlar. Akrep, yılan, kurt kabilesi  savaşı kaybettikten sonra hayvanları azalır ve kralın tarafına geçerler. Kral ve kraliçe bütün hayvanları bir araya toplatır, aralarından üç lider  seçer.  Yılanı akrebi ve kurdu dört  gurup halinde dört bölgeye yayar.

Doğuya akrebi, batıya yılanı, kuzeye kurtu yollar ve güneyde bir arada toplanırlar. Akrep kendi kabilesinde sıkı bir yönetim uygular. Toprakla suyun arasında olan çamuru kurutana kadar bütün hayvanları çalıştırır ve doğuda kendisine taştan bir kale yapar. Hayvanların kimileri açlıktan, kimileri susuzluktan, kimileri hastalıktan ölür ama kralları olan akrep kavmine hiç acımaz.

Yılan kendi kabilesini alır ve batıya yerleşirler. Bütün hayvanlar çalışır ve kendilerine yerin altında kocaman çelikten bir kale yaparlar. Yılanların kralı, kendi kabilesini korur ve onların hiçbir şekilde ölmelerini istemez. Hayvanlar yılan krallarını korumak için onu kalenin tam ortasında iki nöbetçi yılanla gece gündüz başucunda beklerler.

Kurt kabilesini kendi hayvanlarını alır ve kuzeye yerleşir. Bütün hayvanlar  kurta yardım eder. Kurt ne yapıyorsa hayvanlarda onu yapar. Sıcak bölgelere sınır olacak kadar olan alanda çok sıkı çalışırlar ve bütün soğuğu kaplayan bölgeye kadar olan alana buzdan kale yaparlar. Geniş alanlı buz kalesinde bütün hayvanlar, sıcak ülkelerden aldıkları postlarla soğuktan hiç etkilenmeden orada yaşarlar. Kurt kral kendi kabilesinden hiç şikayetçi olmaz ve bütün hayvanlar kral kurtu çok sever.

Kral ve kraliçe üç kralın üç bölgeye üç kale yapmalarına çok sevinir. Kral ve kraliçe, akrep kralını, yılan kralını, kurt kralını güneye çağırır ve onlara yeni bir teklifte bulunur ve şunları der. Yeryüzünde yedi böyleye yedi krallık yani yedi kale kurulacak ve bunları siz yapacaksınız akrebe, sen doğudan güneydoğuya, yılana döner sen batıdan güney batıya,  kurta seslenir sen kuzeyden güneyin ortasında olacaksın der ve oradan ayrılırlar.

Üç kral kendi kabilelerine döner. Aradan birkaç yıl geçer ve üç kral, kralla kraliçenin dediği bölgelerin planlarını yaparlar. Bir gün akrep kral, kabilesini toplar ve onlara,  batıya gitmek için hazırlanın yılanlarla savaşacağız der. Kabil’e hayvanları kendi krallarından korktukları için kralın dediğini yapar ve hazırlanırlar. Kabileden bazı hayvanlar kendi aralarında, yılan kabilesine neden savaş açılıyor ki, onlar hiçbir şekilde bizim kralımıza zarar vermez,  zaten yerin altında yaşıyorlar diye söylenirler ama hiç bir şekilde krallarına düşüncelerini söyleyemezler.

Yılan kralın bu savaştan haberi hiç olmaz ve bir gün kurt kralın kavminden kurtun veziri yılan kralına gelir ve akrep, kralın ona savaş açacağını söyler, yılan kral veziri dinler,  kurt kralın vezirine hiç cevap vermez. Yılanların kralı kabilesini toplar ve onlara akreplerle savaşacağız der. Yerin altında bütün yılanlar hazır bir şekilde akrep kabilesinin savaş başlatmasını beklerler. Yılan kralı kendi kabilesini savaşa hazırlamaz çünkü, diğer kralların ona bir gün savaş açacaklarını çok iyi bilir ve her zaman savaşa hazır bir şekilde yerin altında olan kalesini en derinlere kurma sebebi de buydu zaten. Bütün yılanlar kılıflarını değiştirip zırhlarını giyinip akrep kavminin savaşı başlatmasını beklerler ve savaş başlar. Bir kaç yıl kadar süren savaşta, yılanlar hariç bir çok hayvan ölür. Akrep kral savaşı kazanamaz ama batıdan biraz toprak kazanır ve kral ile kraliçenin dediği güneydoğu bölgeye sahip olur.

Akrep kralın hem doğu hemde güneydoğu bölgesinde kral olur.  Kabilesi savaştan sonra fazlaca azalan akrep kralın  bir çok yaralı hayvanı vardı. Akrep kral, yaralı hayvanları doğuda bırakıp,  güneydoğuya yeni kuracağı kaleye güçlü hayvan gerektiği için hasta hayvanlara, sağlam hayvanlarla bakım yaptırıyordu. Hasta hayvanlar iyileştiğinde çok çalışacaklardı. Kralları olan akrebe yeni gümüş kale yapacaklardı. Akrep kralın kabilesi kendi krallarını hiç sevmiyordu fakat diğer kavimlerin aralarına katılmak istiyorlardı ama korktuklarından dolayı katılamıyorlardı. Aradan birçok yıl belki yüz yıl geçer, akrep kral iki bölgeyi yönetiyordu ama kavminde hiçbir hayvan onu sevmiyordu.

Bütün hayvanlar kendi aralarında hem doğuya, hem batıya, hem kuzeye gizli tünellerden geçip birbirlerine yardımcı oluyorlardı fakat hiçbir kralın bunlardan haberi olmuyordu. Akrepler, yılanlar ve kurt kabilesinden olan bazı hayvanlar kendi aralarında, krallarına söylemeden bir plan yaparlar ve bütün hayvanları bir araya toplayan bir plandı bu ama bu planı krallar görmeden nasıl yapacaklardı diye sıkça buluşup düşünüyorlardı. Bu planları herkes kendi kavmine anlatıp birlik olmak zorundaydılar. Her kabile kendi kavmindekileri etkilemeye çalışıyordu. Kimileri çok korkuyor. Kimileri gerek duymuyor. Kimileri olur diyordu. Zamanla her kabilede artış oluyordu ve dahada fazlalaşmaya başlamışlardı ama krallarına hiç belli etmiyorlardı, yeraltı tünellerinde gizli gizli buluşuyorlardı. Ve bir gün akrep kral, kabilesinden  bir gurup hayvanın eksildiğini fark eder.

Bütün kabilesini bir araya toplar ve onlara şiddetle, nerede bir kısmınız diye sorar. Bütün hayvanlar, kralın önünde sessiz kalır ve aralarında eyvah, eyvah deyip birbirlerini ısırırlar. Kral tekrar, yüksek sesle, neredeler, bileniniz varsa öne çıksın söylesin, bilip susan varsa onun kafası kesilecek diye korkunç sesiyle bağırıyordu. Korkak olan hayvanlardan bir kısmı titriyordu ve kral hemen onları fark etti ve yanına çağırdı. File sordu, nereye gittiler, fil hortumuyla bir doğuya , bir batıya, bir kuzeye bir güneye doğru borusunu üfledi ve kral fili yerine yolladı. Fareye sordu, nereye gittiler ve fare hemen iki dişini gösterdi ve kuyruğunu havaya kaldırdı. Kral fareyide yerine yolladı. Sırada örümcek vardı ve örümceğe sordu, nereye gittiler, hatta iki kere sesini yükseltti, nereye gittiler ve tam o sırada kralın asasındaki elini bir örümcek ağı bastonunu sarmıştı ve kral örümceği de yerine yolladı. Kabiledekiler çok sevindiler, kralları fili, fareyi, örümceği öldürmemişti.

Hayvanlar çok yıllar bu şekilde yaşadılar ve kralları öldüğünde yerine yeni krallar geçti. Akrep krallığındaki krallar hiçbir zaman sevilmedi ve bu yüz yıllar boyunca böyle olmuştu. Akrep, yılan ve kurt krallıkları yedi bölgede yedi kral değiştirdi ve son krallar ve krallıklar aynı, nasıl başladıysa yediyüz yıl mitolojik olarak yedi asırlık bile olabilir ama yedi krallık olarak hep devam etti.

Yedinci krallar kabilelerin başına geçmeden önce, kral ve kraliçenin başlattığı planlarının en sonuncusunu yaşarlarken, himalaya dağlarıda olmak üzere şiddetli bir deprem daha oldu ve her yer, bütün kaleler yıkıldı, bütün ormanlar yandı. Yedi kabileden, yedi kraldan ve kurulan planları, kurdukları kabileleri yerle bir oldu. Yeryüzünde bölgeler, doğu, batı, kuzey ve güney iç içe girip yok olup kaybolmuştu. Toprak yarılmış, sular çamurlaşmış yeryüzü görünmez hale gelmişti. Yaşayan hayvan kalmamış gibi görünüyordu. Çok yıllar sonra toprak ve su yeryüzünde çamurlu bir şekilde kaldı. Güneş toprağın çamurunu kurutana kadar hiçbir hayvan yeryüzünde görünmüyordu. Belki, yüzyıl geçti ve toprak kurumaya başladı. Yamuk ağaçlar, devrilen ağaçlar, kökü çıkan ağaçlar bile yeşeriyordu. Doğa kendini yenilemişçesine kuş sesleri, hayvanların yaşadığının habercisi oluyordu. Karıncalar kuru dalların üzerinde dolaşıyor, timsahlar kafalarını çamurlu sulardan çıkarıyordu. Tırtıllar kelebek oluyordu. Dünyada yeni bir hayat başlıyordu. Hayvanlar yavaş yavaş saklandıkları yerlerden çıkıyorlardı. Dünyanın her yerinde yeni hayat başlıyordu. Aradan çok yıllar geçer ve yeryüzünde hayvanlar çoğalır, kendi aralarında kavgalar etmeye başlarlar. Eski krallıkları hiç bilmeyen hayvanlar, yedi bölgede olan kalelerin kalıntılarını merak etmeye başlarlar ve bir araya toplanıp yedi kaleye eşit şekilde bir güçlü bir güçsüz şeklinde yüz hayvanla ayrışırlar.

      Yüzyıllar boyu böyle yaşayan hayvanları büyük felaket bekliyordu ama hiçbiri bunu bilmiyordu ve himalaya dağın en tepesinde kralla kraliçenin iki dağ arasında olan iki duvarın ortasından bir sur üflenir ve iki tarafın hayvanları iki yandan, duvarın önüne yığılırlar bir haberci gelir ve yeryüzünde bir tufan olacak her yer sularla kaplanacak der ve gider.

 Her iki tarafın hayvanlarını telaş sarar ve en yüksek tepelere çıkmaya çalışırlar, kimileri korkudan ölür, kimileri aklını şaşırır, kimileri delirir ve hayvanlar alemini kötü bir son bekler. Ve büyük tufan gerçekleşir. Yer, gök her şey değişir yangınlar, depremler, tsunamiler olur ve evrenin düzeni bozulur. Bütün kabileler ve hayvanlar yok olur kaybolur uzun yıllar yeryüzünde yaşam durur ve güneş tekrar yüzünü gösterir, yeryüzünde karalar, denizler yeniden meydana gelir. Yedi kalenin kalıntılarından başka geçmişten eser kalmaz ve hayvanlar yeniden çıkmaya başlarlar. Fakat bu sefer tufandan sonra yeryüzünde yeni bir tür ortaya çıkar. Sonsuzluk bitmeden yeni sonsuzluk başlar. Hava, su, toprak ve ateş yeniden yeryüzünde oluşur ve güneş yeniden doğar. Doğadan ilk insan ortaya çıkar.

Sonay SALMAN


Like it? Share with your friends!

İnce Tezat
Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir