Kar Hasreti


Neydi karı bu denli özleyişimizin sebebi? Kara olan özlem mi yoksa saflığa olan hasret mi? Görmeyi beklediğimiz, içinde yürümek istediğimiz sadece kar mıydı? Yoksa kalbimizin kirini temizlemek miydi bekleyişimizin sebebi. Kar, temizliğin ve saflığın sembolü; kalp, acı ve hüzünlerin viranesi… Virane kalplerimizi temizleyecek bir umuttu kar bizim için. Yıkık dökük ne varsa önce üstünü kapatacak, sonra hepsini eritip götürecekti virane kalbimizden. Bu yüzdendi hep daha çok yağsa keşke dememiz. Yetmiyordu çünkü azı, daha çoğuna ihtiyacımız vardı. Acılarımız kadar çok, yaralarımız kadar derin olmalıydı yağan kar. Tane tane, yavaş yavaş yağmalıydı. Nazlı nazlı, utana utana kapatmalıydı kötü olan herşeyin üstünü, varlığına alıştığımız -belki de alıştırıldığımız- tüm kötülüklerin, acıların ve kederlerin… Bembeyaz olmalıydı her yer, hiç yaşanmamış gibi, sanki yeniden doğacakmış gibi yeryüzü, hiçbir iz kalmamalıydı eskiden…


Like it? Share with your friends!

5 shares
Ayşe Yıldız
Bildiklerini öğreten bir muallime, bilmediklerini öğrenen bir tâlibe.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend