Kar Vuslatı


Eşsiz güzelliği, tarifi imkansız saflığıyla gelmişti beklenen kar. Hasretle yolu beklenen nazlı misafir gelmişti. Beklenenler hep geç gelir ya hani, kar da öyleydi. Bekliyorduk, özlüyorduk ama gelmiyordu.

Bulutlar kaplıyordu gökyüzünü, sanki gelecekmiş gibi, hazırlık yapar gibi birkaç kar tanesi düşüyordu bulutların arasından. Sanki göz kırpıyordu sevgili pencerelerin ardından. Sonra aradığını bulamamış gibi vazgeçiyordu gelmekten. Belki de korkuyordu kirlenmekten. Bembeyaz saflığına simsiyah gölgeler düşer diye kokuyordu. Biz ise temizlenmek için bekliyorduk oysaki onu; ruhlarımızı karanlıktan, kalplerimizi kirden arındırsın diye.

Karanlığımız öyle derin, kalplerimiz öyle pas tutmuştu ki tüm saflığına rağmen o bile korkmuştu belki de bizden. Artık gelmeliydi herşeye rağmen. O da biliyordu çünkü, her ayrılığın bir vuslatı, her bekleyişin bir sonu olduğunu. Tüm korkularına, endişelerine ve heyecanına rağmen gelmesi gerektiğini… Çünkü biliyordu derdinin devası, sorularının cevabı kavuşmakta gizliydi. Çünkü kavuşmak güzeldi. Çünkü kavuşunca temizlenecekti kalplerimiz, ancak kavuşunca aydınlanacaktı ruhlarımız.

Ayşe Yıldız


Beğendiniz mi? Lütfen paylaşın!

Ayşe Yıldız

Bildiklerini öğreten bir muallime, Bilmediklerini öğrenen bir tâlibe.

0 yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend