Sen Kimsin


Dünya da yedi milyar kadar ya da daha fazla ya da daha az insan var.
Bunların kaç tanesini tanıyorsun? Ya da kaç tanesi seni tanıyor?
Seni gerçekten iyi bilen veya tanıyan var mı? Peki, sen kendini ne kadar tanıyorsun?

Arkadaşların, dostların, ailen, akrabaların seni tanıyan herkes
seni tanıdığını söyler ve senin hakkında bir sürü şeyler söylerler.
Seni çok iyi tanıdıklarını veya seni az tanıdıklarını söylerler.
Birçoğunun görüşü aynıdır, birçoğunun görüşü farklıdır. 
Hakkında kimisi iyi der, kimisi kötü.
Kimi düşünceli biri der, kimi düşüncesiz.
Kimi sabırsız, fevri, aceleci der.
Kimi çok sabırlı, dikkatli der.
Çok gerçekçi somut deliller olmadan hiçbir şeye inanmayan biridir o, diyenler olur. Ya da hayalperest, hemen her şeye inanabilen, somut deliller olmasa da hissettiğini düşünerek hareket eden biridir, diyenler olur.

İnsanlar senin hakkında çok şey söyleyebilirler. Mesela; çok samimi cana yakın birisidir ya da çok soğuk duvar gibi bir insandır, diyebilirler.
Seni tanıyanlar; “Çok başka bir insan, onun varlığı bana bahşedilmiş bir hayattır, o varken ben kendimi buluyorum, o varken ben kendimi güvende hissediyorum.” derler.
Seni tanıyanlar; “O ne biçim bir insandır, onu tanıdığıma lanet olsun, nerden de tanıdım onu? Çok kaba ve geldiği her yere kötülük saçıyor, hep beni ve insanları üzüyor. Keşke ölse de kurtulsak…” derler.

Kimisi varlığına şükreder, kimisi de küfreder.

Düşün şimdi ben senin bir arkadaşının arkadaşıyım ve arkadaşına seni soruyorum. Diyorum ki:
“Kim bu?”
Arkadaşın seni anlatıyor ve şunları söylüyor:
“Biraz inatçı biridir. Bazen sevecen, bazen somurtkan biridir. Aslında güler yüzlü ama gülmek ona hiç yakışmıyor. Düşünceli birisi hemen her şeyi düşünür, her şeyi merak eder ve herkesi düşünür.
İnsanları düşünür ama belli etmez, duygularını her zaman saklamaya çalışır. Yazı yazmayı sever ve hayata karşı kavgacı insanlara karşı kavgadan nefret eden, ama bazen kavga etmek zorunda kalan, ama aslında kimseye kıyamadığı için kavga edemeyen, hep kendi canı yanan, konuşup anlatmak istediği çok şey varken hep susan, kırmamak için hep susan birisidir. Kendine ve hayata dair çok hayali vardır ama hep bir şeyleri ters gitmiştir, bir şeylere geç kalmıştır, iyi biridir hatalar yapar.
Bazen ders alamaz ama bilir, hatalarını anlayan biridir.
Çok akıllı biri değildir ama çok düşünen biridir.
Ya da çok güzel biridir. İnatçı, bazen aksi ama çok zeki biridir. Duygusal, düşünceli, bazen yanlış düşüncelere kapılıp düşüncelerinin, inatçılığından, yanlış olduğunu göremeyen biridir. Sevecen, anlayışlı biridir. Çok güzel bakışları var, baksan bakışlarında kaybolursun. Gülüşleri insana huzur verir ama hayattan soğumuş biri. Yaşaması gerektiğini anlamayan, kendisi için hiçbir şey yapmayıp hep başkalarını düşünen biridir.
İyi bir kalbi var ama insanları tanıyamıyor. Çabuk güvenen, çabuk kırılan ve çikolatayı çok seven ama sadece beyaz çikolata yemesi gereken biridir. Samimi, yardım sever, korumacı bir yapısı vardır. Hayata dair umut veren iyi ki var denebilecek bir insandır o.” Diye anlatsa arkadaşın.
Sonra bu anlattıklarını gelip sana anlatsa sen ne düşünürsün?

Seni tanıyanların senin hakkındaki söylemlerine, düşündüklerine sen ne söylersin?
Sen ne tepki verirsin?
Sen ne kadarını doğrular, ne kadarını inkâr eder, ne kadarının yanlış olduğunu söyleyebilirsin?
Sana asıl soruyu sormamı ister misin?
En önemli, en gerçekçi soruyu belki de hayatın boyunca hiç sormadığın, belki de hayatın boyunca sana hiç sorulmayan veya sorulmuş olup cevaplamadığın ya da cevaplamaktan kaçtığın bir soruyu sormamı ister misin?
Şuan içinden belki evet diyorsun, belki hayır diyecektim ama çok merak ettim sor, belki de hayır sorma diyorsundur.
Ama ben evet demeni istiyorum ve soruyorum:

Sen hiç kendine sen kimsin diye sordun mu?

Sen nasıl birisin?
Kendin hakkında ne düşünüyorsun?
İnsanların senin hakkında söylediklerine karşın sen kendi hakkında neler söyleyebilirsin?
Sen kendini ne kadar iyi tanıyorsun?
Şimdi sana; “Bana kendini anlat.” desem, bana ne anlatabilirsin?
Kendini kandırmadan, gerçekleri saklamadan adaletli bir şekilde sanki bana birilerini anlatıyormuşçasına eleştirerek, yargılayarak, samimi ve kendinden emin bir şekilde bana kendini anlatır mısın?
Şimdi tüm bunları okuduğunda aklından neler geçer, düşünür müsün?
Kendini anlatmayı, kendini kendine sormayı düşünür müsün?

Gel! Eline bir defter ve bir kalem al test et.
Önce kendini ne kadar tanıyorsun eksiksiz bir şekilde yaz, de ki kendine; “Sen kimsin?”

“Bana kendini anlat” de, sonra bu kendi hakkında yazdıklarını birkaç kez oku. Daha sonra da seni tanıyan herkese ya da seni iyi tanıyan insanlara seni ne kadar ve ne şekilde tanıdıklarını tüm gerçekliğiyle, gizlemeden anlatmalarını iste ve dinlediklerini yaz.
Yazdıktan sonra birkaç kez onu oku ve en son olarak senin kendi hakkındaki yazdıklarını ve diğer insanların, seni tanıyan insanların senin hakkında söylediklerini karşılaştır. Ve ortaya çıkan manzarayı görmeye çalış. Eminim bundan sonra hayatın çok değişecek.

İnsanın her zaman kendisine sen kimsin diye sorabilmesi gerekir. Çünkü sorduğu zaman hayatında birçok şeyi değiştirebilir.

Şimdi düşün bakalım; “SEN KİMSİN?”


Like it? Share with your friends!

1 share
Serkan Emir
Ben bir yazar aday adayı olarak pek çok yazı ve kitap çalışması yapıyorum. Okumayı ve yazmayı çok seviyorum ve bu anlamda insanın en iyi dostunun, sırdaşının ve psikiyatristinin kendi kalemi defteri olduğunu düşünüyorum.

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Düşünmeye sevk eden, bazı noktalara katılmasam da çoğu yerde yerinde durum tespitleri olan bir yazı olmuş. Tebrik ederim.

Send this to a friend