Taş


Sabahın erken saati, yürüdüğü kaldırımları fark etmiyorken, geniş omuzlarına tam oturmuş kabanı ile başı dik, gururluydu. Ruhta toplanmıştı, her şeyi bilirdi. Caddedeki bütün insanlar onu izliyordu, arabalar o geçsin diye duruyordu. Hâlbuki etraftan araba sesi gelmiyordu, hafifçe kafasını çevirip baksa kimsenin olmadığını da görecekti. Ellerini sallamadan, Erciyes ile savaşıyordu. Ne beşer görüyordu, ne de haşere. Paltosunu hafif yukarı çekerek saatine baktı. Derdi vardı, bu adamın. Yıkılmam sanıyordu. Kiminle yarışa girmişti. Ayağını bastığı kara, parçalanırken… Sular, salıncak gibi sallanırken, yeryüzünde dağlar tepe, tepeler dağ olurken, tüm bunlar omzunu titretirken… Yüzümü gülümsetti. Bu şuursuzluk en çok insana yakışırdı. Hava, daha da kapandı. Kasvet çoğunun yüzünü kapladı. Yağmur da hafiften atmaya başladı. Kocaman örülmüş duvarı, karşısında görmek için sabırsızlanıyordu. Buna rağmen yürüyüşünü hiç bozmadı. Yanından geçtiği durakta bekleyen kadın, ‘Sanki baksa ölecek’ dedi. Sahi, çuhasının altında bundan haberi var mıydı? Duvarı görünce sola döndü. Robotlaşmış hali banka çalışanlarını hatırlattı. Aynı ses, aynı cümleler ama farklı sorular… Dürtsem, değişir miydi? Neyse ki binanın önüne varmıştı. Islanmış paltosunun üstünde biriken yağmur tanelerini silkelerken, kibrinden hiçbir şey eksilmemişti. Yeminliydi. Yüzü başka yüz görmeyecekti. Biraz ötesinde soğuktan korunmaya çalışan çöpçü düşünceli. Küçükken karıncaları izlediğim zaman ki gibi. Zihnimi çalan karıncaların, uzun yıllar çözemediğim sırrı, şimdilerde ise başım sıkıştığında anlam bulduran dünyaları. Benzerdi… Bizim dünyamızla, derdimizle benzerdi de huyumuzla değildi.  Karınca yuvasının başına, elinde bir sopayla dikil, gör; koşmadan, isyansız var olanları. Üzüntülü gözlerle, paltosunun sularını üstüne atan adama baktı. Islanmamak için koştuğu yerde çilenirken, sabretmem için var dedi. Bekledi. Biten suları fark etmeyip, silkelemeye devam eden adama, sabretmekten vazgeçti. Seslendi. Hiçbir tepki yoktu. Duymuyor muydu? Elinde tuttuğu süpürgeye, üstündeki kıyafete bakıp, soluk yüzünün içinde, gözyaşı akmadan ağlamayı başaran gözleri, acının içinde dost edindiği tebessümüyle ‘belki de konuşmak istemiyor.’dedi. Sıkıntılarını her an hissetmek onun dürüstlüğüydü. Bir ses geldi. Kalbini korkuyla attıran. Kaygıyla adamın yüzüne baktı. Ses onun yanından geliyordu, o ise sadece kendini yaşıyor… Geç kalırım korkusuyla elinin pisliğine bakmadan adamın silkelediği paltoyu sıkıca tuttu, bırakmadı. Göz göze geldiklerinde kibir öfkeye dönmüştü. İnatlaşmaya hazırdı. Paltoyu sert bir hamlede almaya çalışırken yere düştü. Görünmeyen açığa çıktı. Anlam veremediler. Birbirlerine baktılar, zihinlerinden geçenleri gözleri anlattı. Birazda atıştılar. Bir türlü karar veremediler, ne istediklerini bildikleri halde… Sonunda toprak şimşek gibi çaktı. Elini, hasırdan torbanın ağzını açmak için uzattı. Paltosunu seven adam hızla uzaklaşırken; rüzgârı, çöpçünün sırtını ürpertti. Hasır torbanın içini açtığında, küçük bir taş gördü. Alıp büyütse taşıyabilecek miydi? Yürüyen insanlara baktı. ‘bu taşın kanı, sesi’ var dedi. Kullanan olur diye gözlerinde korku oluştu. Saklamak istedi. Hareket ettirdiğinde işler çığırından çıkarsa… Göze alamadı. Sonra uzaklaştı. Yedi dakika sonra aynı yere döndü. İrileşmiş başı olağanüstü halini gösterirken, titremeyen elleri şaşkınlık uyandırıyordu. Bedenini taşın yanına attı. Birbirlerine geçirilmiş kaldırım taşlarını söküp, kenara koydu. Orta kısmından toprağı da alarak çukur oluşturdu. Geldiğinde, elinde küçük bir fidan vardı, açtığı yere taşla beraber ekti. Can suyu lazımdı. Etrafa bakındı, kap göremeyince ceketini üstünden çıkardı, iki ucundan gererek yağan yağmurun altına açtı. Elinde ıslanmaktan ağırlaşan ceketi, fidanın köküne sıktıktan sonra rahat bir nefes aldı. Yağan yağmurun altında dahi yüzünden akan ter, son buldu. Çuhasını üstüne geçirip uzaklaşırken, üstünden akan sular arkasında bir iz bırakmadı.


Like it? Share with your friends!

2 shares
Merve Yıldız Özbek
Uluslararası Ticaret mezunuyum. Yazmak, insana dair gördüğüm anları ve duyguları tanımladığım yer.

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend