Teşekkürler Kaça


-Ablam günaydın, nasılsın? Bugün erkencisin.

-Günaydın. İyiyim sağ ol. Sen nasılsın? Öyle oldu. Erkenden alışverişi halledeyim dedim. Bana üç kilo kelime sarsana oradan.

-İyi yapmışsın abla, bu saatte pazar tenha, öğlenden sonra gör burayı bayram öncesi ana baba günü olur. Hangilerinden vereyim? Bak bu taraf yeni geldi, taptaze. Yeni çıkan kelimeler var, emirler var, teşekkürler şu tarafta, itirazlar tezgahın başında. Gel vatandaş! Ağzım dilim kilit demeee! Eşek arılarını uzak eyleee! Geeeeel! Taze kelimelere geeeel!

-Ne kadar çok çeşit getirmişsin bu hafta. Teşekkürler kaça?

-Sana on liraya olur ablam.

-Zam da gelmiş denese, geçen hafta dokuz liradan almıştım.

-Abla bu hafta neye zam gelmedi ki! Mazot aldı başını gitti, hava soğudu, haller boşaldı bir anda, fiyatlar fırladı tabii haliyle.

-Sen bana yarım kilo teşekkür sar. Kalanı da karışık yap, emir istemem, az da evet ekle. Toplam üç kilo olsun.

-Hemen tartıyorum ablama. Üç kilo yeter mi? Bayram ziyareti falan, kelimesiz kalma sonra…

-Yeter yeter! Geçen haftadan da biraz selamlama, hal hatır, kaldı bir şeyler. Zaten gidecek çok da yerim yok. Bir iki akrabaya telefon, o kadar. Zaten o kısa telefon da iki yüzlülük olmuyor mu? Sen bütün yıl boyunca arama sorma, kimse de seni aramasın aç mısın tok musun bilmesin ama bayram gelince yapmacık bir gülümseme, iyi dilekler falan… Lüzumsuz, gerçeklikten uzak davranışlar işte. Maksat adet yerini bulsun.

-Doğru dedin abla. Çok da bekletme onları, dolapta uzun süre dayanmazlar.

-Bir kısmını buzluğa atmıştım, ihtiyaç olunca çıkarıyorum hemen ama tazenin yerini tutmuyor tabii ki. Geçen hafta evde iş güç çıktı. Pek kimseyi görmedim, tüketemedim.

-Çöpe de gitmesin abla günahtır.

-Çöpe atar mıyım hiç. Bana yaramasa başkasına yarar. Bazen bakıyorum neden atmışım torbaya bu kelimeyi hiç anlamıyorum. Onu da veriyorum etrafta birilerinin işini görür illa ki.

-Biraz da boş yapmadan sarayım mı?

-O ne demek?

-Yani, boş konuşma anlamında… Gençler çok kullanıyor şimdilerde.

-Yok istemem, diyeceksem boş konuşma derim. Selfie ne kadar?

-Selfie on üç buçuk lira. Yabancı ya biraz daha pahalı diğerlerinden. Şurada bir yerlerde özçekim olacaktı beş lira o da.

-Hay yaşa! Aklıma gelmemişti Türkçesi. Sen birkaç özçekim at poşete irilerinden. Aile fotoğrafı çekeriz bayramlık.

-Hayhay! Geeeeeel! Bayram geldi böyle olduuu! Özçekim beş liraaa! Bitti bitiyorrr, gitti gidiyooor! Abla, hayır çok az oldu, biraz daha vereyim mi? Sen çok hayır almıyorsun ama lazım o da.

-Doğru diyorsun ben de eksiklik nerede diye düşünüyordum. Koy koy. Geçen hafta başında bir baktım evde hiç hayır kalmamış. Markette de bulamadım, millet silip süpürmüş. Işini biliyor valla herkes. Her şeye evet demek zorunda kaldım inanır mısın?

-Siparişin hazır abla, otuz iki lira tutuyor hepsi.

-Ah unuttum! Yarım kilo da temenni koy, iyi bayramlar, kolay gelsin falan. Ne varsa artık.

-Buyur abla, ekledim hepsinden! Yuvarlak hesap kırk ver yeter.

-Teşekkürler, hayırlı işler.

-Güle güle abla. Param olsa daaa ben alsaaaam!

En sevdiğim de temenniler ama çabuk tükeniyor hınzırlar. Eve dönmeden poşetten tırtıklamaya başladım bile.

Dilek GÜLCÜ


Like it? Share with your friends!

Dilek Gülcü
Kafası karışık, zamansızlığa hapis, kitapsever, müzikdinler, enstrumanist, yazar da çizemez, kedi annesi, çok düşünür az konuşur kurumsal hayatın içinde dünyalı bir yolcu. Şimdilik...

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir