Tutarsız Bir Kıvılcım


Kenardan aşağıya bakmanın düşünü kuruyorum. Issız bir günün diğer tüm günler kadar hatırlanacağına da eminim.  Yine de rüzgarın sakin yumuşaklığını duymalıyım. Ayaklarımı uçurumdan aşağı uzattığımda boşluğun beni kendisine çekişine tanık olmalıyım. Yoksa dünya hayatının damarlarımdan bir kez sızmasına izin vermiş olmamın ne gibi bir yükümlülüğü olacaktı.  Damağına takılan bir yiyeceğe benzemiyordu bu his, daha çok dişlerinin arasında kalmış dilinin erişemediği o noktada duran sapsarı mısır tanesinin verdiği rahatsızlığa benzerdi. Bu rahatsızlık, dünyanın dört bir yanına dağılan kelimelerin üzerine düşeni yapmadığını gösteriyordu. Çünkü senden hala uzaktayım. Ama bana yaklaşıyor olmanı seviyorum. Bunu sana henüz söyleyemedim. Henüz diyorum çünkü ruhum bir gün bu uçurum kenarında birlikte oturacağımıza oldukça inanmış. Bir kez sınıra bu kadar çok yaklaştığında insan gündelik hayatın akışına adapte olamıyor. Geçen gün tüm o camdan yapının önünde dururken bunları düşündüm. Beşinci katın boydan boya pencereden oluşan duvarı içimdeki o uçurumu temsil etmeye yetip artıyordu. Senin yanımda nasıl duracağını hayal ettim. Gerçekten tanışmış olsaydık ilk kez ne söylemiş olurdum sana? Dudaklarımızdan hangi kelimeler kalbimin odacıklarına doğru yol alırdı. İnsan ruh eşiyle hiç tanışmadan ölebilirdi de. Bu elbet mümkündü. Ama onun kim olduğunu bilirken böyle yaşamayı ben seçmemiştim. Bu yüzden, sana aşık olacağımı aklımın ucundan geçiremezdim.  Günün sonunda asla tanışmamış iki ruhun birbirine ait olacağını kim öngörebilirdi ki zaten.  

Aklımda bazen birkaç an canlanıyor. Bunların ilki bir şekilde benden kaçan insanlar, ikincisi ise bir şekilde benim kaçtığım insanlar. Eskiden insanların bu kadar çok konuşuyor olmasını tuhaf karşılardım. Yatağın sıcak tarafının bana ait olmayacağını düşünür, bazı sabahlar tek başıma kahvaltı yapmayı özleyeceğimi tahmin ederdim. Hayatın o evresine henüz geçememiş olmanın hüznünü omuzlarımın üzerinde taşırdım. Şimdi ise sadece seni bildiğim için duyduğum mutluluğu anlatmaya çalışıyorum. Seni bilmenin, hayatımda hem hiçbir şeyi değiştirmeyişi hem de her şeyi değiştirişi arasında sıkışıp kalmamla sonuçlanmasını bir şekilde tarif etmeye çalışıyorum. Usul usul yazılmaya devam eden bir hikayenin iki garip kahramanı olarak birbirimizin yurduna doğru yol alıyoruz. Hepsinin ortasına düşen bu kıvılcım umudumu temsil ediyor. Bazı temsilleri gerçekle bağdaştırmanın zorluğu gibi. Sen bana ait hangi temsili biliyorsun ya da bildiğin herhangi birinin benim etrafımdan bir kez olsun dolanmış olma ihtimali var mıdır, merak ediyorum. Kaçtığım insanlardan birine bir gün rastlayacağını ve onların bana dair birkaç şeyi sana anlatacağını aklımın bir köşesine yazıyorum. Dünya küçük bir yer ne de olsa. Kelimelerim elbet sana ulaşacaktır.

Mine Türk


Like it? Share with your friends!

3 shares
Mine Türk
İstanbul Üniversitesi Sosyoloji mezunu, kendi yolunu bulmaya çalışan bir birey. Bu süreçte yolda olmanın keyfini sürüp bunu diğer insanlarla da paylaşma taraftarı

1 Yorum

Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. İncelikle seçilmiş cümleleriniz, kendinizi ifade etme kabiliyetiniz okuyana keyifli zaman geçirme fırsatı veriyor. Teşekkür ederiz Mine hanım.

Send this to a friend