Tutsak Kelimeler


Yarım kalmış sayfalarıma her gün yenilerini ekleyerek devam ediyordum hayata. Sonsuzluğa özlemin farklı bir ifadesiydi belki yarım bırakmak. Belki de sona ulaşmanın her şeyin biteceği hissini vermesindendi tüm bunlar. Sonlu olandan kaçıştı kendimce…

Bilinenden bilinmeyene kaçış, aslında bilinmeyenler arasında çırpınış…

Beynimdeki kelime fırtınasında yakalamaya çalışıyorum uçuşan kelimeleri. Tutabildiklerimle kuruyorum hayatımı. Sahibi olmadığım kelimelerle karşılaşıyorum cümlelerimde. Benim sandığım için mi yakalamıştım yoksa yakalamaya güç yetiremediğim kendi kelimelerimin yerine mi sahiplenmiştim? Benim olmayan kelimelerle benim olduğunu iddia ettiğim cümleler kurmaya çalışıyordum. Ardından hepsiyle bir hayat kurmaya…

Depremler oluyor bazen. Tuğlaları cümlelerden oluşan hayatımı sarsan, onu yıkmaya çalışan depremler. Hâlbuki sahibi olmadığım kelimelerin isyanından başka bir şey değildi bu depremler. Demek ne kadar inandırsam da kendimi onlar inanmıyorlardı benim olduklarına. Kaçıp gitmek istiyorlardı ait oldukları hayatlara. Bense daha başka kelimeler ilave ediyordum yanlarına.

Onlar özgürlüğe adım atmaya çalıştıkça ben daha fazla tutsak ediyordum onları. Oysa ben yalnız kendimi tutsak ediyordum onlara…

Bir gün tüm cümlelerimizi yarım bırakıp gideceğini bile bile, bize ait olmayan kelimelere sahip çıkışımız nedendi?

Kendi kelimelerimizi aramak yerine bulduklarımızla kalmak mıydı kolay olan? Peki ya doğru olan?

Yoksa hep zor olanın peşine düşüp de yorgun düşmekten miydi sahibini umursamadan bulduklarımıza sımsıkı sarılmamız…


Like it? Share with your friends!

1 share
Ayşe Yıldız
Bildiklerini öğreten bir muallime, bilmediklerini öğrenen bir tâlibe.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend