Bir İdam Mahkumunun Son Günü


Ülkemizde de hala gündemde olan ve çok kez kendimize, komşulara sorduğumuz sorulardan birini akla getiren ‘idam gelmeli mi’ sorusunu cevaplayan çok güzel bir kitap yazmış Victor Hugo. Yazar günümüzde de etkisini sürdüren bir klasikle modern dünyamıza, ceza hukukumuza ders verici nitelikle cevapta bulunmuş hatta idam gelmemeli diye bağırmıştır bizlere.

Kitapta adından da anlaşılacağı üzere bir mahkumu ve onun giyotinle kafasının kesilmesine kadar geçen süre anlatılmış ve bu olaylarda mahkumun yanında olmamızı sağlayan gerçekçi bir dil kullanılmış. Mahkumun yanında olsak da yerinde olmayı istemeyeceğimiz bir olay örgüsünü okuyoruz kısacası. Örnek vermek gerekirse giyotin diye kafa ve kanla beslenen demir bir bıçak ve diğer yanda devletin maaşlı memuru olan cellat. Ne kadar rahat olabiliriz ki. Kahramanımız gün, saat, dakika, saniye hesabı yaparken ben geriliyorum kitapta. Bunlar olurken özgürlüğünün elinden alınmasıyla dünyadan göçüp gitmek düşüncesini teraziye koyuyorum. Hangisi daha korkunç? Bu soruya birçok cevap var ama Victor Hugo’nun çok güzel sebepleri var.

Gün hesabı yaparken günlerini kahramanımız; yani adı kahraman olup da ‘kötü adam’ olan suçlumuz,  küçük kızının kendisini hatırlayamayacağını, onunla konuşamayacağını düşünerek geçiriyor. O zamanki sorunlardan biri de malum değişmeyen ‘geçim sıkıntısı’. Baba ölürse çocuklara kim bakacak? Baba ölürse hapisten çıkınca evin kapısını gözleyen çocuklar kime sarılacak. Geçim sıkıntısı derken hep ekmek gelir aklımıza değil mi; ama hep unuturuz gönlümüzdeki açlığı ve onunla büyürüz. Bir ağaç gibi ilk önce dallarımız kırılır ama yine dik dururuz o sert esen idam rüzgarına karşı; sonra ışık gelmez o sevgi güneşinden ve kök kurumaya başlar ve işte size topluma yararlı birey! Tepe tepe kullanalım der devlet, idam cezasıyla ardında bırakılan binlerce masum çocuğu. ‘Bir hayalet yetiştirmek dalında Oscar ödülünü giyotine ve sayın cellat arkadaşına vermek’, Victor Hugo’nun eleştiri noktası burada karşımıza çıkıyor. Devletin sorumluluğu altında olup da onlara iş imkanı sağlamayarak, ekmek kazandırmayarak umursamadığı halkı vahşileştirmek; ona karşı gelindiğinde ise umursayarak ve hayatını da çiğneyerek çıkardığı ceza. Adalet temelde mi başlar yoksa suç işlenince mi adaletin çalar saati hâkimin tokmağıyla birleşip giyotine işi teslim eder?

Temel sorunlar ve sıkça rastlanan cevaplar, gazetelerde rastgele okuduğumuz yazılar ve bunları birleştirerek kafamızda oluşan algılardan ibaret hayatlarımız. Bu öcü diyerek kaçtığımız insanlar işte. Öcü kavramı çok sık rastlanır dilimize lakin cadılar bayramını kutlamamak niye o zaman? Victor Hugo kitabındaki diliyle öyle güzel yanıtlamış ki o insanın(hani öcü olanın) suç işlemeden önceki durumunu ve neden giyotine talim olabilme ihtimalini göz ardı ettiğini. Çünkü bu adam aç, yoksul ve genelde kimsesiz. İdam mahkumu olan kahramanımız kızıyla karşılaştığında ‘bayım canımı acıtıyorsunuz’ diye seslenir. Alın size bir kimsesiz daha. Sosyal devlet görevini bir babayla bir çocuğu giyotin perdesiyle ayırmadan önce babasızlık kavramı ile ayırıyor. ‘O çocuğa ne olacak?’ sorusu ise her akşam televizyonu izlerken, beynimizi çalıştırmıyorken kalbin bir ince tınısı olarak dile vuracak bir soru olarak yakınlarımıza sorduğumuz bir duygusuzluk belirtisi olarak kalacak. Victor Hugo bu kitabı 1829’da yazmasına rağmen hala aynı şiddet de sorunlar var. O çocuk babasız kalacak, o çocuk aç kalacak. O çocuk ekmekten değil sevgiden yoksul olacak ve dizilere konu olacak hayatlar dizisinde reyting kırıp duracaklar ancak lafla peynir gemisinin yürüyeceğine inanan insanlar yine hiçbir şey yapmayacak. Sosyal devlet anlayışını vurgulayan kitap yine kanun kitaplarındaki maddelerden ibaret olacak. Sosyal devlet (sozialstaat , welfare state , Etat providence ) anlayışı, Ergun Özbudun tarafından “devletin sosyal barışı ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla sosyal ve ekonomik hayata aktif müdahalesini gerekli ve meşru gören bir anlayış” olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle sosyal devlet, herkese insan onuruna yaraşır asgarî bir hayat seviyesi  sağlamayı amaçlayan bir devlet anlayışı olarak tanımlanabilir.*

* http://www.anayasa.gen.tr/sosyaldevlet.htm


Beğendiniz mi? Lütfen paylaşın!

6 shares
Batuhan Ulaş

Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olup şu an avukat olarak çalışıyorum. Mesleğimden ziyade edebiyata daha meraklıyım. Edebiyatın insanı insan yapan değerlerden biri olduğunu düşündüğüm için bu sitedeyim.

0 yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend