Bir Aşk Hikayesi


Hayatın tüm yorgunluğunu üzerinde taşıyan ve hayatın gariplikleriyle, dayatmalarıyla, insanların umursamaz tavırlarıyla, yaptıkları yanlışlarla bunlar benim en çok değer verdiğim insanlar dediği kişilerin verilen değeri nasılda boşa çıkardıklarını görerek hayatı ve insanı anlayamamanın içerisinde kaybolan bir genç varmış. Bu genç yaşadığı bazı olumsuz olayları unutmanın yollarını ararken unutamayacağını sadece bunlarla yaşaması gerektiğini fark etmiş ama nedense gencin canını sıkan başka bir durum daha varmış.

Yaşadığı olaylar nedeniyle insanlara olan inancını ve güvencini kaybetmiş ve bunun neticesinde kimseyle görüşmek, konuşmak istemiyormuş. Günler sonra genç bir kızla tanışmış normalde kimseyle konuşmak istememesine rağmen nedense bu kızla konuşmak gence iyi gelmiş kıza sorunlarından bahsetmiş hem de daha tanımadığı halde. Normalde en yakınlarından bile şüphe eden genç hiç tanımadığı birine anlamsız bir şekilde güvenmiş kızla konuştukça fikirlerinin ve düşüncelerinin aynı olduğunu fark etmiş ama gençte bir sorun oluşmaya başlamış kız genci garip bir şekilde etkiliyormuş. Genç durup düşünmeye başlamış hayır demiş kendi, kendine bu kez kimseden şüphe etmeyeceğim demiş.

Hayata yönelik tüm gardını dikkatle ve tedbirle alan genç bu kıza karşı yelkenleri suya indirmiş çünkü kız gence güven veriyormuş ve günlerden bir gün genç bu durumun bir sorun değil güzel bir başlangıç olduğunu fark etmiş.

Kız konuşmalarında gence kendisi hakkında bir şeyler anlatıyormuş çünkü kız da gence güvenmeye başlamış derken genç bir şeyler hissetmeye başlamış bu his öylesine gizemli ve suskun bir hismiş ki yüreğin lisanı kilitli bir kutu gibi açılmıyormuş sürçü lisan denir ya hani telaffuzda kusur olunca. Yürek sürçü lisan olmuş adeta. Öylesine kusurluymuş ki, hani yüreğin de bir yüreği var ve o yürek korkudan lal kesilmiş gibi, hani bir insanı ayakta tutan şey kalptir ya işte o yüreğin, yüreği o gencin yüreğinin kalbiymiş.

 Bu kalp öylesine tez canlı, öylesine ürkek ve öylesine mahcupmuş ki yüreğe ne diyeceğini bilemiyormuş. Bütün bu saydıklarımın yanı sıra korkuyormuş gencin yüreğinin kalbi. Çünkü gencin bu hissi bir sır gibi yüreğinde taşıması ona ağır geliyormuş daha fazla dayanamamış gencin yüreğinin kalbi ve usulca fısıldamış yüreğine korkuyorum söylemeye ama bu kız gönlüme gün oluyor benim diye. Yüreğin kalbi lal olmaktan vazgeçip dile gelir de sahibi olan yürek susar mı hiç o da karşılık vermiş kalbine gün de hayır vardır hayırlı olandan korkun niye diye. Kalp ozan atışması bir üslupla

Lal oluşum korkumdan,

Korkum sevmemden,

Sevgi bize ne yarar.

Susalım topyekûn,

Gün geceye varmadan. 

Demiş. Yürek dalmış geçmişe. Süzülmüş hatıraların kara gecelerine yırtık pırtık bir elbiseyle yarı aç bir şekilde uyumak için barınak arayan, ailesi olmayan bir çocuk gibi çaresizliğe düşmüş aniden. Ama bir tarafı da kuruntudur korkmamalı dercesine bakıyormuş kalbine. Yürek hüzünlü, yürek çaresiz, yürek yüreksizliklerin kurbanı kaçmış aşkın vesveseli gölgesine bir süre meczup misali şura etmiş kendi benliğiyle.

Hüküm verilmişse Yaratan’dan yüreğe düşer mi caymak yoldan. Kalkmış ayağa; lal olma kalbim sinme karanlığın ağına. Gün edenden kuşkulanıp da gün eyleme sana bu vesveseyi verene. Allah kerim düşürmüşse cana, vardır elbet bir bildiği mutlaka.

Bunu duyunca gencin yüreğinin kalbi tüm cesaretiyle cana gelmiş ve sarılmış yüreğin ellerine. Yürekle barışık olunca kalp açılmaz mı kilitli olan her şey.

Yürek coşkulu bir nehir gibi akmış sevdanın semtine. Yüreğin kalbi papatya kokmuş yürek şairane bakarken sevgiyle.

Böylece genç hislerine tercüman bularak sevmeye başladığı ve içten içe hayran olduğu genç kıza bir başka bakmaya başlamış o günden sonra. Kızla edilen sohbet o kadar güzel ve o kadar tatlı geliyormuş ki genç delikanlı adeta büyüleniyormuş her dakikada.

Günlerden bir gün genç delikanlı genç kızı görmek istemiş ama bu şu an için mümkün değilmiş genç kıza genç delikanlı üzgün ve sitemkâr hislerle peki demiş güne merhaba diyen bulutları kızdıracak bir dokunuş atarcasına kelimenin gizli öznesine.

Sonra kız telefonundan genç delikanlıya fotoğrafını göndermiş bu fotoğrafımı yeni çektim diye gencin elleri titremekte heyecandan gözleri alev saçarcasına heybetli ve bir o kadar da meraklı bir şekilde yüzünden düşüremediği şapşallığa bezenmiş bir sevinçle açmış yüreğine konan güvercinin resmini.

Bir de ne görsün gülüşleri geceye gün olan, gözleri yıldızlar gibi parlayan, bakışları ay misali, güzelliği destan yazan bir prenses var karşısında.

Sevdalık ne de güzel rezil eder adamı bizim genç güzelliğin karşısında şaşkınlıktan ve heyecandan düşmüş yatağından. Hani erkekliğin yere düşmeyişinden erkek adam ağlamaz denir ya işte bu genç delikanlının gözleri dolmuş yüreğini alev alev yakan bu güzelliğin karşısında.

Zamanında bu genç delikanlı da dermiş erkek adam ağlamaz diye ama aşk ağlatır işte. 

Genç görür görmez tutulmuş güzel yürekli güzel kıza bir an konuşmasa sevdiği kızı merak eden genç onun güzelliğini gördükten sonra yüreği her fırsatta görebilmek için çırpınır dururmuş.

Bu güzeller güzeli genç kıza baktıkça yüreği alev alev yanan genç delikanlı şiirler yazmış sevginin kelimelerce rengiyle. Delikanlı karanlığın ortasına bir mum yakar gibi gün aşırı özlemeye başlamış her saat konuştuğu halde bir yudum suya hasret çiçekler gibi.

Genç kız öylesine tatlı dilli ve güzel yürekliymiş ki kalbinin temizliği delikanlının insanlara olan kuşkusuna, nefretine ve inançsızlığına rağmen koskoca bir hayat gibi olmuş. Bu genç kız çikolata tutkunuymuş delikanlı bunu duyduğunda güzel kıza sana kucak dolusu çikolata alırım demiş tam o anda genç kız hüzünlenmiş birden bire delikanlı neden hüzünlendin diye sorunca tebessüm nişanesi bir ezgiyle genç kız anlatmış delikanlıya en can alıcı sözleriyle.

Kalbim demiş genç kız kalbimde sorun var ondan dolayı yiyemem demiş nasıl yani demiş delikanlı üzgün, titrek ve kesilen nefesinin getirmiş olduğu sızıyla. Devam etmiş güzel kız anlatmaya kalbimde sorun var işte çikolata, kahve gibi yiyecekler içecekler yasak bana. Delikanlı bunları duyduğunda öylesine yanmış ki canı duydukları karşısında sanki yüreğini kızgın yağlara atmışlar gibi hissetmiş kendini. Belli etmemeye çalışıyormuş ama genç delikanlının gözleri kıpkırmızı olmuş ağlamaktan.

Güzel kız beyaz çikolata kalbimi ağrıtmıyor demiş delikanlı o zaman bende sana beyaz çikolata alırım demiş güzel yürekli kıza. Günler günleri kovalamış ve bir gün delikanlı güzel kıza ben sana tutuldum demiş güzel kız nasıl yani diye sorduğunda delikanlı seni tanıdığımdan beri içim kıpır kıpır sen bana hayat oldun ve seninle konuştukça, seni gördükçe ben çok mutlu oluyorum.

Güzelliğin, sesin, yüreğin beni öylesine büyüledi ki tarifi imkânsız duygular yaşatıyorsun bana. Sana bir soru sormak istiyorum ama lütfen kızma bana olur mu demiş dünyalar güzeli kızı kaybetme korkusuyla. Güzel kız peki sor demiş meraklı bakışlarla delikanlı yutkunarak ve korkarak kalbinde bana yer var mı? diye sormuş.

Genç kız bilemiyorum senin varlığın, seninle konuşmak bana çok iyi geliyor beni çok mutlu ediyorsun sana karşı içimde tarif edemediğim, bilemediğim hisler var ama bu nasıl olur ki diye sormuş. Delikanlı ellerini kalbine koy ve kalbimi hisset o sana söyleyecektir bu sorunun cevabını demiş. Güzel kız tüm papatyaları kıskandıracak bir gülümseyişle evet hissedebiliyorum. Zaten kalbimde senin bir yerin varmış demiş. Bu yürek dolusu sözler karşısında genç delikanlı sevincinden havalara uçmakta, mutluluğu dünyalara bedel bir şekilde seni seviyorum Trakya güzeli demiş var gücüyle. Güzel kız hayata merhaba diyen koskoca bir dünya eşliğinde okyanusların bile yıkamayacağı bir sevgiyle ben de seni seviyorum demiş.

Genç delikanlı dünyaya bedel bir zırh kuşanmış o gün. Hem de sevgiden yapılma bir zırh derken günler sonra güzel kız genç delikanlıya artık konuşmayalım demiş. Delikanlı

Neden?

Diye sormuş güzel kız sanki kelimeleri gözleriyle telaffuz edercesine seni seviyorum ama biz olamayız lütfen ayrılalım demiş delikanlı virane bir evin çaresizliğinde hayır seni çok seviyorum biz neden olamayız ki?

Diye sormuş sevdiği kıza. Genç kız kalbim çok ağrıyor ben her an ölebilirim demiş delikanlı hayır hayır bunu aklından çıkart ölüm yok, ölmek yok demiş isyan edercesine. Aşkla bakan gözlerinden süzülen yaşlarla eklemiş delikanlı ne olur böyle yapma seni bırakmam yaşamamız gerek sen gidersen, sen ölürsen ben de ölürüm. Ben sana hayatım dedim sen ölürsen ben yaşayamam ki bir insanın hayatı giderse yaşayamaz ki demiş.

Genç kız yaşamalısın, yaşamak zorundasın. Ben senin benim yüzümden üzülmeni istemiyorum demiş delikanlı sen benim kabul edilmiş duamsın senden asla vazgeçmem bir çare, bir yol muhakkak vardır Allah büyüktür diyerek güzel kızı ikna etmiş. Delikanlı ve güzel kız tekrar eskisi gibi olmuş mutlu, huzurlu ve aşk dolu bakışların kol gezdiği bir güzellikle sevgiyle devam etmişler birlikteliklerine.

Hayat sevince bir başka, güzel İstanbul bir başka bakıyor hayata ve mutluluk iki yüreğin bir olmasında.

Günler geçmiş, aylar geçmiş ve bir gün güzel yürekli dünya güzeli genç kız aniden yok olmuş, kayıplara karışmış sessizce. Delikanlı yıkılmış, üzülmüş, deliye dönmüş bir dakika göremese, konuşamasa canı yanan delikanlı sevdiği kızın yokluğunda geceleri uykusuz kalmış uyuyabildiğinde sürekli kâbuslar görerek güzel kızın adını sayıklayarak uyanmış. Yüreğinin lisanı sevdiğinin lügatinde ya biriyle iki kelam edecek olsa dudaklarından süzülen sadece sevdiğinin ismi olmuş. Ve bir gün delikanlı sitemkâr, aşk dolu şu satırları karalamış yüreğinin kanamasıyla yokluğuyla yok eden güzeller, güzeli kıza;

Meçhule sürükleniyor umutlarım.

Gün geçtikçe geçer sandığım her şey tekrar, tekrar yenileniyor meçhuliyetinle.

Sevdama sardığım sabrım tükeniyor, yokluğunun sessizliğin de.

Her geçen gün dünden daha fazla çoğalıyor umutsuzluklarım.

Neden?

Sevdiğimi bile bile neden?

Ben her yeni güne seninle başlarken.

Sen çoktan yok saymışsın beni.

Neden?

Neden kaçıyorsun benden? 

Yaşamak dururken, ölümü seçmek niye?

Sevmek dururken, sevgiden kaçmak niye?

Umut varken her şey için, 

İnanmak varken sevgiye, biz denen şeye.

Neden?

Bu kaybolmuşluk niye?

Yeşerebilecekken bir fidan gibi kalpte yenilik, 

Değişebilecekken sevgiyle tükenmişlik,

İnançla geçebilecekken bu yenilmişlik, 

Neden?

Neden bunu kendine de bize de yapıyorsun?

Neden?

Yaşamak varken ölümü seçmek niye? 

Var olmak varken yok olmak niye?

Savaşmak varken pes etmek niye?

Neden? 

Hayattan da benden de vazgeçişin. 

Her şeyi düzeltebilmek varken,

İyi olabilmek varken,

Bu inançsızlık neden? 

Sebebi ne? 

Bu kaçışlarının,

Kendini de beni de yok sayışlarının,

Sebebi ne?

Sevdim deyip gitmenin, beni meçhule sürüklemenin sebebi ne?

Neden, neden?

Bırak bahaneli suskunlukları.

Bırak olmazları. 

Hiç bir şey için geç değilken,

Yaşayabilecekken, hala umut varken, 

Neden?

Bir inadın yüzünden neden yıktın bizi?

Kalbi sarmaya sevgi yetmez miydi ki.

Neden? 

Hani sevmiştin beni, 

Hani bir ömür yalnız bırakmayacaktın.

Şimdi niye kaçtın. 

Hani hayallerimiz vardı, 

Hani umutlarımız vardı,

Hani bensiz bir saniye bile geçmezdi,

Şimdi ne oldu, şimdi ne değişti. 

Bu yok edişlerin, bu meçhule sürükleyişlerin, 

Neden?

Evet, biliyorum ölüm var. 

Ölüm ikimiz için de var. 

Ölüm hepimiz için de var.

Neden Azrail’den randevu almış gibi kaçıp gittin?

Neden yaşamak için savaşmayı seçmeden,

Pes edip, gitmeye razı olmayı seçtin?

İyileşebilecekken, neden sessizce ölümü beklemeyi seçtin? 

Neden? 

Böyle mi sevdin beni?

Şimdi daha çok üzmedin mi beni?

Şimdi daha çok mahvetmedin mi hayatımı?

Ben ölünce üzüleceğini düşünmek kahrediyor deyip, kaçmak niye?

Yaşayabilmek varken benimle,

Bensiz ölmek niye?

 Böyle mi inandık birbirimize?

Senin için ölürüm deyip benim için yaşamamak niye?

Söylesene bu nasıl sevgi böyle?

Seni nasıl sevdiğimi bile, bile gitmek niye?

Ölümü seçmek niye?

Neden, neden?

Söylesene gerçekten sevdin mi beni?

Delikanlı bu şiiri bir şekilde sevdiği kızın okumasını sağlamış ve günler sonra güzel kız delikanlıya özledim diye mesaj atmış. Ama delikanlı daha mesajın kimden olduğuna dahi bakmadan anlamış sevdiğinin mesaj attığını hemen bakmış telefonuna gelen mesaja yüreğinde pır pır eden anlamsız bir sevinçle silahın namlusundan ateşlenen kurşunun hızla hedefine gidişi misali cevap vermiş delikanlı benim kadar özleyemezsin diye. Ve tekrar konuşmaya, görüşmeye başlamışlar delikanlı neden gittin, kayboldun, beni bıraktın?

Diye sormuş güzel yürekli güzel kıza. Hayat dolu güzel kız biliyorsun ben öleceğim ben hiçbir zaman hiçbir şekilde senin üzülmeni istemiyorum ben ölünce sen yıkılacaksın ve ben buna dayanamıyorum düşündükçe bile canım yanıyor ama yokluğuna daha fazla dayanamadım senden uzak kalamadım demiş.

Bunu söyleyince delikanlı güzel kıza âşık olmuş ve ben sana âşık oldum beni bir daha bırakma ne olur birlikte sonsuza kadar yaşayalım gerekirse birlikte ölelim demiş.

Bu iki aşığın mutluluğu kaldığı yerden devam etmiş ama delikanlının aklında bir şey varmış sevdiği kızın iyi olmasını istiyormuş. O yüzden araştırmalar yapmış delikanlının araştırmalarına göre açık ameliyatla ve kapalı ameliyatla kalp onarılabilirmiş bunu öğrenmesi delikanlıyı çok mutlu etmiş ve hemen sevdiği kıza anlatmış ama kız ben hastanelerden nefret ediyorum bir daha hastaneye gitmem demiş. Delikanlı biraz daha ısrar etmiş güzel kız şu an ne kadar yaşayabilirim bilemiyorum ama masada kalma olasılığım yüksek ve ben bunu göze alamam demiş.

Genç kız çok haklıymış bu konuda ama yaşamak için umut varmış sadece inanması gerekiyormuş. Delikanlı genç kızı ikna etmeye çalışırken aklına İzmir’deki ablası gibi gördüğü bir tanıdığı gelmiş ve hemen arayıp durumu anlatmış İzmir’deki ablası yerine koyduğu kadın kız kardeşinin Antalya da Türkiye’de ünlenen en iyi kardiyolog doktor hocası olduğunu anlatmış delikanlıya. Delikanlı ablasından doktora gidebilmek için randevu almasını rica etmiş ablası ben konuşayım sana haber veririm demiş delikanlı haber beklerken hemen durumu sevdiği ve hep ömrüm diye hitap ettiği güzel kıza anlatmış.

Güzel kız olmaz deyince delikanlı ikna edebilmek için aşkın en güzel haliyle ömrüne bir şiir daha yazmış ve o şiiri sevdiği kıza göndermek istemiş unutulan nostalji olan mektup sistemiyle göndermek istemiş daha romantik olsun diye. Ama sonra ailesinin mektubu görebileceğini düşünerek ben kendim götürürüm demiş delikanlının aklına kızın ayakkabısına mektubu koymak gelmiş ancak ayakkabı evde olabilir diye ondan da vazgeçmiş ve son çare olarak sevdiği kıza okumak istemiş. Güzel kıza sana bir şiir okumak istiyorum ömrüm demiş. Güzel kız oku bakalım delim dediğinde genç aşığın dudaklarından şunlar süzülmüş;

Merhaba meleğim

Şarkıların tonunda gül kokulu hatıranla yazıyorum sana

Biliyorum zorlu bir mücadelenin suratsız kimliğiyle boğuşuyoruz 

Hayatın en koyu deminde

Ne kadar çirkinlik varsa süzülen hayatın çemberinden

Bir bir buluyoruz sanki çok geri kalmışız gibi

Biliyorum en sessiz kaldırımlar bile lambalarını söküyor 

Yüreğin gün ışığı karanlığa bürününce

Biliyorum umudun maviliği çekilince 

Kalp çorak toprağa dönüyor sessizce

Sen yak ışıkları aydınlansın kalbin tüm sokakları

Kaynasın çorağın tüm kurumuşlukları

Umuda su yürüsün, bitmesin sevdanın ışığı

Sen yaşa ki yıkılsın hayatın karanlık şah damarı

Sen yaşa ki çürüsün yarının güzellikleriyle, dünün soytarılıkları

Yıkılsın acıların maskaralıkları

Sen yaşa ki açsın papatyaların sevda şehri

Güneş gülsün yüzümüze aşkın dilinde

Sen yaşa ki ay küsmesin karanlığın örtüsüne

Sen iste ki yıldızlar duaya koşsun göğün çehresinde

Sen yaşa ki yaşasın sevdanın şehri

Biliyorum ne kadar hayal varsa kurşuna dizildi tiğniyetsiz korkularla

Ne kadar gelecek varsa idam edildi meçhul inançsızlıklarla

Biliyorum ne kadar umut varsa müebbet yedi şeytanın isyan vesveseleriyle

Aldırma sen yine de yaşa 

Azınlık olduğunu iddia eden kuru kalabalıklara

Aldırma sen yine de yaşa 

Korkaklıkları gizlemek adına atılan kahkahaların 

Gerçeklik kimlikleriyle ölüm palavraları sıkmalarına

Aldırma sen yine de yaşa

Yaşa ki bitsin tükenmişlikler sıtması

Yaşa ki yenilsin ölümün küstah kavgası

Yaşa ki büyüsün aşkın gerçeği

Yaşa ki umutsuzluklara meşale olsun sevdanın yürekliliği

Yaşa ki görülsün sevda ile yakılan ateşin ölümü bile birliktelikle nasıl yendiği

Yaşa ki inancımızın kudretiyle haykırılsın duaların cümlesi

Sen yaşa ki duamızla kapansın kalbin ölüm kapağı

Sen iste ki yaşamınla yeşersin

Geleceğin biz yarınları

Sen yaşa ki açsın sevda şehrimizin tüm papatyaları

Sen yaşa ki kurulsun sevdamızın şehri

Şimdi söyle meleğim 

Var mısın kurmaya şehrimizi

Delikanlı güzel yürekli kıza bu şiiri okuyunca güzel kızın gözleri dolmuş ve varım demiş delikanlıya. Delikanlı o zaman ameliyat olmayı kabul et demiş güzel kıza. Kız düşünmüş ve tamam ameliyat olacağım demiş delikanlıya. Delikanlı çok mutlu olmuş ve seni seviyorum güzel yüreklim yok yok ben sana aşığım diye haykırmış ama aradan geçen zaman güzel kıza ilaç gibi olmamış güzel kız bir süre sonra ben yapamam, ameliyat olamam çok korkuyorum demiş. Korksak da yaşamak için umut var dese de delikanlı güzel kız vazgeçmiş.

Günlerden bir gün delikanlının kalbi sızlamış sanki boğuluyormuş ters bir şeyler var diye düşünmüş çünkü delikanlı ne zaman böyle olsa güzel kız iyi olmuyormuş güzel kızın kalbi ağrısa, üzülse delikanlı tuhaf bir şekilde bunu hissedebiliyormuş hemen güzel kızı arayıp nasıl olduğunu sormuş. Dünyalar güzeli, kalbinin iyi olmadığını çok ağrıdığını söylemiş. Bu durum delikanlıyı çok üzmüş onu hissedebilmesi çok güzel bir duyguymuş ama iyi olmaması delikanlının canını yakıyormuş delikanlı bu güzel kızın iyi olması için hep dualar ediyormuş derken güzel kız delikanlıya bir fotoğraf göndermiş delikanlı fotoğrafı görünce çok sevinmiş ama sonradan bir şey fark etmiş.

Delikanlı ben bu fotoğrafı daha önce rüyamda görmüştüm şimdi fark ettim. Hani hep seni tanıyormuşum hissine kapıldığımı söylüyordum ya sana demek ki nedeni buymuş ben seni tanımamışken daha hiç görmemişken bu resmini daha önce rüyamda görmüştüm demiş güzel kıza. Kız o hissi bilirim senin söylediğin dejavudur demiş delikanlı hayır bu anı daha önce yaşamışlık değil. Bu resmini çok önce rüyamda görmüştüm adım gibi eminim demiş güzel kız bu durma çok şaşırmış delikanlı sen benim kaderimsin bu belli diye gülümsemiş. Delikanlı ve güzel kız birlikte çok mutluymuş.

Bir ses insan hayatında nasıl bir etkiye sahip olabilir ki günümüz insanlarının ses tonları ortalama düzeyde ve birbirlerine yakın seslerdir fakat buna rağmen her insanın sesi ayırt edilebilir peki bir ses bir insanı ne kadar etkileyebilir?

Duyulan ses anında kulaklar vasıtasıyla işitilir ve bir saliseden çok daha kısa bir sürede beyine nakledilir oradan da algılama yöntemi sayesinde kalbe sinyal verir diye düşünüyorum. Kalpse bu sesin sayesinde büyülenmişçesine sanki kelebekmiş de bir günlük ömrünün farkındayken bir insanın ömrü bahşedilmişçesine mutlu olur kalp.

Peki, bu sesin gizemi nedir?

Bu sesin sahibi kimdir?

Nasıl olur da bir ses insanı böylesine mutlu edebilir?

İşte tüm bu soruların cevabı delikanlının sevdiği, güzeller güzeli kızda gizliymiş. Bu kız bakışlarıyla delikanlıyı büyüler, gülüşleriyle kalbine ışık saçar, sesiyle ve varlığıyla hayat verirmiş.

Delikanlıyı böylesine büyülercesine kendisine âşık eden bu güzel kız güzelliğiyle herkesi kıskandırırken tertemiz kalbiyle de her yerde iyiliği ve güzelliği gösterirmiş.

 Kızın güzelliği açık teniyle, kahverengi gözleriyle, omuzlarına kadar gelen saçlarının bakışlarıyla uyumlu ve anlamlı olmasıyla, gülüşlerinin aşka hitap eden ahengiyle ve iki kaşının ortasındaki beniyle dillere destan bir güzellikmiş.

Delikanlı bu kızı o kadar çok seviyormuş ki yıllarca yaşayabileceğini bilse hiç bıkmadan, usanmadan, durmadan, gözlerini güzel kızdan ayırmadan bakabilirmiş. Öyle ki her gün saatlerce sevdiği kızın resimlerine bakıyormuş kız o kadar iyi bir kalbe sahipmiş ki delikanlı kızın kalbine baktıkça iyi oluşunun altında eziliyormuş. Çünkü günümüz çağında böylesine temiz ve iyi kalabilen bir kız görebilmek gerçekten çok zormuş ama delikanlı böylesine bir kızla karşılaştığı için, onu çok sevdiği için kendisini çok şanslı hissediyormuş.

Delikanlı bu kızı öylesine çok seviyormuş ki onun için hiç tereddüt etmeden kalbini verebilirmiş.

Güzel kız delikanlıya biz birbirimizden habersiz hareket etmeyelim bundan sonra yapılan her şeyde birbirimizden izin alacağız demiş delikanlı normalde nereye gittiğini ve ne yaptığını kimseye anlatmayan, bir şey yaparken kimseye sormayan, kimseden izin almayan biriymiş fakat güzel yürekli kız için bunu kabul etmiş.

Geceleri canı sıkıldığında çıkıp dolaşan delikanlı bu karardan sonra gece dışarı çıkmamış ve bir yere gideceği zaman hep izin almış. Ta ki bir gün acilen işe gitmesi gerektiğinde onunla konuşurken ona haber veremeyip attığı mesajlara cevap veremeyene kadar. Delikanlı bu olayda çok üzülmüş güzel kızı üzmeyi hiç istemiyormuş fakat delikanlının elinde olmayan bir olay gerçekleşmiş ve bu esnada haber verememiş ama delikanlının istemeden yaptığı hata neticesinde kızın güveni kırılmış. Güzel kız delikanlıya bugün izinsiz bir şey yapan ileride de yapar huylu huyundan vazgeçer mi demiş ancak delikanlı bu konu da elinde olmayan nedenlerden dolayı haber veremediğini ve o gün olan olayı defalarca anlatsa da güzel kız delikanlıya kırılmış ve küsmüş.

Günlerce güzel kız delikanlıyla konuşmamış delikanlı çok üzgünmüş onun yokluğu delikanlının canını çok yakıyormuş neyse ki bir süre sonra güzel kız delikanlıyı affetmiş ve tekrar barışmışlar. 

Delikanlı bir gün gece vakti sevdiği kızla konuşurken ona, onu ne kadar çok sevdiğini göstermek için şakayla karışık sana bir şey itiraf etmek istiyorum demiş. Güzel kız et bakalım deli demiş delikanlı güzel yüreklim ben aslında sana âşık olduğumdan beri evliyim demiş delikanlının aklından geçenler güzel kızın nasıl yani diye sormasıymış fakat güzel kız bunca zaman sen evlisin ve bir de benimle mi konuşuyorsun?

Sen ne biçim bir insansın diye bağırmış delikanlı da ilk başta güzel kızın da ona şaka yaptığını sanmış ama güzel kız hakaret etmeye başlayınca delikanlı sen beni yanlış anladın sanırım ben gerçekte evli değilim sen nasıl düşünürsün bunları bunca geçen zaman içerisinde beni hiç mi tanımadın?

Ben sana, sana âşık olduğum günden beri evliyim dedim ve senin nasıl yani diye sormanı bekledim sana bunu neden söylediğimi açıklayacaktım fakat sen izin vermeden bağırmaya, hakaret etmeye başladın açıklamama izin ver. Ben sana âşık olduğumdan beri seninle evliyim bir başkasıyla değil ve bunun da anlamı ben sana âşık olduğumdan beri sana sadakatle, tutkuyla bağlandım bu yüzden de bunu sana şakayla karışık söylemek istedim demiş.

Ama güzel kız çok kızmış inanmamış delikanlıya delikanlı gece boyu güzel kıza durumu anlatmaya çalışmış ama yanlış anlamamakta ısrar eden güzel kız hem kendini hem de delikanlıyı üzmüş.

Delikanlı o olayda güzel kız onunla konuşmadığı ve ona inanmadığı için o kadar çok üzülmüş ki saatlerce ağlamış. Güzel kız bir türlü onunla konuşmuyormuş delikanlı o gece hiç uyumamış aradan birkaç gün geçmiş delikanlı güzel yürekli kızla konuşamadığı için yemek filan yemiyormuş derken güzel kızın siniri geçmiş ve delikanlıyı yaptığı hatadan dolayı affetmiş.

Güzel kız delikanlıya bir daha böyle bir şey yapma sakın gerçekten evli olduğunu düşündüm ve çok üzüldüm kalbim ağrıdı demiş

Delikanlı senin beni yanlış anlayacağını bilemedim özür dilerim demiş.

Güzel kız ve delikanlı tanıştıkları günden bu yana kadar iki yıl boyunca pek çok kez ayrılmış pek çok kez küsmüş ve geri barışmışlar. Delikanlı güzel kıza o kadar çok âşıkmış ki bir karar vermiş ve onun iyi olması ve bir daha kalbinin ağrımaması için kendi kalbini sevdiği kıza vermek istemiş bunun mümkün olup olmayacağını öğrenebilmek için İzmir’de yaşayan ablası gibi sevdiği kadını aramış. Delikanlı kadına abla diye hitap edermiş ablasına durumu tamamen açıklamamış ama ablası delikanlının kendi kalbini vermek istediğini anlamış.

 Kadın delikanlıya hayır böyle bir şey yapamazsın olmaz diye kızmış delikanlı ablasına ben onu çok seviyorum onun yaşaması için gerekirse ölürüm lütfen bu konuda bana yardım et demiş.

Ablası hayır böyle bir şey yapamazsın yapmanı istemiyorum demiş delikanlı ısrar edince peki araştırayım sana haber veririm doktorla konuşayım bakalım demiş ve telefonu kapatmış.

Delikanlının ablası gibi gördüğü kadın aradan bir gün geçtikten sonra delikanlıya bu konuda bir bilgi alamadım demiş delikanlı peki demiş ama güzel kızın bu durumuna çok üzülüyormuş. Delikanlı güzel kız için hep dualar ediyor ve ona bir şey olursa kendinin de öleceğini düşünüyormuş delikanlı aşkı tam anlamıyla bu güzel kızda görmüş ve yaşamış işte aşk böyle sonsuz ve kutsal bir şeymiş onlar için.


Like it? Share with your friends!

1 share
Serkan Emir
Ben bir yazar aday adayı olarak pek çok yazı ve kitap çalışması yapıyorum. Okumayı ve yazmayı çok seviyorum ve bu anlamda insanın en iyi dostunun, sırdaşının ve psikiyatristinin kendi kalemi defteri olduğunu düşünüyorum.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend