Bir Küçük Not


Bahçesindeki sarı kurumuş yaprakları süpürürken eğilip yerden bir yaprak aldı ve daldı gitti eski günlere. Birkaç yıl önce ılık bir sonbahar sabahı Kadıköy vapurunu beklerken iskelede görmüştü ilk kez yeşil gözlü askeri. Üzerindeki beyaz üniformasıyla öyle güzel görünüyordu ki beyaz bir melek gibi. Yaz mevsiminin bitişinin hüznünü yaşarken, sonbaharla gelen bu tatlı heyecan sımsıcak bir rüzgâr estirmişti Aylin’in kalbinde. Gönlündeki sarhoşlukla yolcuların arasına karışıp denizin üzerinde sallanan vapura bindi sonra da çantasındaki kitabını çıkarıp okumaya başladı. Bir an gözlerini kitaptan kaldırıp etrafı izlerken bir çift yeşil gözle karşılaştı. Vapura binerken gördüğü subay tam karşısında oturuyor ve ona bakıyordu.

-Elinizdeki kitabı uzun süredir arıyorum, hiçbir yerde bulamadım, dedi.

Aylin gülümsedi…

-Çalıştığım kütüphaneden aldım, okuduktan sonra size verebilirim.

Gözleri parlamıştı askerin.

-Çok memnun olurum hangi kütüphane burası? Dedi tatlı bir ses tonuyla.

-Bu arada ben Yusuf.

-Memnun oldum ben de Aylin.

O günden sonra Aylin her gün Yusuf’u beklemişti belki gelir diye… Günler günleri kovalamış ağaçlarda yapraklar azalmış o subay hala gelmemişti.

Kasım başıydı bir gün kütüphanenin kapısı üzerindeki küçük zil sesinin eşliğinde açıldığında. Gelen Yusuf’tu. Aylin onu karşısında görünce gözlerine inanamadı. Heyecanını belli etmemeye çalışarak yavaşça yerinden kalktı, gülümseyerek “buyurun” dedi. Bu sefer üzerinde beyaz üniforma yoktu ama yine de çok yakışıklıydı. O sıcacık bakışlarıyla Aylin’e yaklaşarak “kitabı almaya geldim” dedi. Aylin mutluluktan uçuyor ama belli etmiyordu. “Kitabı sizin için burada tutuyordum” diyerek sol tarafındaki çekmeceyi açıp Yusuf’a uzattı. Bu kitap onların ilk başlarda tek ortak noktaları olmuştu. Sonraki günlerde Yusuf kütüphaneye çeşitli sebeplerle neredeyse her gün gelip gitmeye başlamıştı.

Mevsim rüzgârları sertçe esiyor, sokaklarda kuru yapraklar dönerek uçuşup dans ediyorlardı. Yapraklarını döken ağaçların çıplak dallarındaki kuş yuvaları artık iyice görünüyordu. Yusuf bir akşamüstü o kitapçının kapısından tekrar girmişti. Bu sefer heyecanlı görünüyordu. Tek bir kelime bile etmeden elindeki kitabı masanın üzerine bırakıp ardından hızlıca çıkıp gitmişti. Aylin buna bir anlam verememişti. Yusuf neden böyle davranmıştı ki? Kitabı eline alınca sayfaların arasında üzerinde bir şeyler yazılı dalından kopmuş kuru bir yaprak farketti…

“Yaprakların üzerine düşen çiğ tanecikleri gibi birikti içimde sevgin.
Sonra neşeli yağmurlar yağdı bu sıkıcı şehre gökkuşağı renginde.
Zamanla bir derya oldun küçük kalbimde fersah fersah.
Bilmiyorum ki hangi rüzgârlar taşıdı seni böyle yüreğime.
Seviyorum seni tüm kalbimle.”

Yaprakta yazılı notu okur okumaz ıslanan gözlerini silip koşarak Yusuf’a yetişmeye çalıştı. Yusuf sokağın köşesinde onu bekliyordu. Aylin öyle mutluydu ki ona doğru koşarken sanki kuşlar bile susmuş doğa sessizce bu kavuşmayı bekliyordu. Yusuf sıkıca sarıldı ona sonra paltosunu çıkarıp Aylin’in omuzlarına bıraktı.

-Hava çok soğuk üşüyeceksin…
Yıllar önce başlayan aşk bu sabah onların hayallerindeki evin bahçesinde tekrar canlanmıştı Aylin’in anılarında. Mutluluk dolu bahçesindeki kuru yaprakları süpürüp içeriye girdi. Çayını demleyip, kahvaltı sofrasını hazırladı. Sıcacık ekmekler kızartıp seslendi…

-Yusuf uyan hadi kahvaltı hazır.

Masadaki çay bardağının altına Yusuf için bahçeden aldığı yaprağın üzerine bir not yazdı.

“Ey gönlümün sevgilisi! Bu sabah bir kelebek girdi penceremden içeri.. Kalbime mutlu bir haber getirdi. Bana bir bebeğimizin olacağını söyledi..”

Burcu YILMAZ


Like it? Share with your friends!

İnce Tezat
Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

3 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir