Beyza Mutlu Söyleşisi


Merhaba İncetezat Edebiyat okuyucuları. Yazarlarla söyleşilerimiz devam ediyor. Şimdiki söyleşimiz Yazar Beyza Mutlu ile. Verdiği samimi cevaplar için teşekkür ediyoruz. Keyifli okumalar.

Bilmeyenler için bize kendinizden kısaca bahseder misiniz? Beyza Mutlu kimdir?

Beyza Mutlu, bir temmuz sabahı kuru bir Ankara sıcağında gözlerine dünya yükü değmiş bir kul her şeyin ötesinde. Dünyadaki herkes gibi sıradan ve aynı zamanda her insan gibi biricik. Anlatmayı, yazmayı, gezmeyi, okumayı, kaç yaşına gelirse gelsin gün be gün kendini geliştirmeyi, son sekiz yıldır da eşliği ve anne olmayı seven ve içinde hala küçük bir kız taşıyan bir kadın.

Bir matematik öğretmeni olarak edebiyata giriş maceranız nasıl başladı?

Aslına bakarsanız cevabım soru cümlenizin tersinde gizli. Benim edebiyata girişim, matematik öğretmeni olmamdan çok önceye dayanır. Kitabım Son Matruşka’ nın kapağında:

‘İlk şiirimi seksek oynarken yazdım
Attığım taş annemin gözyaşına düştü.’

Diye ifade ettiğim gibi, gerçekten de ilk şiirimi sekiz yaşındayken bebek olan kardeşime yazdım. Sonra da zaman zaman hayat şartlarından dolayı ara versem de günün sonu hep kaleme çıktı benim için. Sait Faik gibi ‘Yazmasam deli olurdum.’ diyen, çoğu duygumda kalemin gölgesine koşan biriyim.

Yazdığınız kitabın ilk baskısını elinize aldığınızda neler hissettiniz?

Şu an siz bu soruyu sorarken dahi yüzümde bir tebessüm oluştu. Aynı heyecanı içimde, aynı kıpırtıyı kalbimde hissettim. Kitabı elime ilk aldığımda yıllardır yolunu gözlediğim birine kavuşmuş gibi, yeni doğan bir bebeği elimde tutar gibiydim. Bakmaya doyamıyor, kendim yazmamış da o satırları ilk kez görüyor gibi sayfaları açıp açıp içini inceliyordum. Bütün dünyaya haykırmak istedim yılların hayalinin ellerimde yeşermiş o halini. Bir ağaçtı o. Yıllarca suladığım, başını beklediğim, bazen başında sabahladığım, zaman zaman pes edip zaman zaman yeni bir besmele çekip yeniden doğrulduğum. O an kim okumuş, kaç satmış bunların önemsiz olduğu, sadece bir kitapta adım olmasının mutluluğunu yaşadığım eşsiz bir andı.

Psikoloji sizin için ne ifade ediyor ve bu bağlamda yazı dilinizin ne şekilde etkilendiğini düşünüyorsunuz?

Aslına bakarsanız psikoloji üzerine derinlemesine okumalar yapmadığım okullu yıllarımda da insan üzerine, hayat üzerine, insanların duyguları, iç dünyaları üzerine yazmayı severdim. Ancak psikoloji okumak perspektifimi çok genişletti. En başta kendi iç dünyamı, sonra da insanları daha derinden keşfetmemi, hayat ve topluma daha farklı bakmamı sağladı. Yazılarım da bu açıdan daha farklı bir yere ve amaca evrildi. Hem edebi bir eser ortaya çıkarmak, hem de cümleleri bir hamur gibi şekillendirirken psikolojiyle harmanlayabildiğim yazılar yazmak dünyama böylece dahil oldu. Yeni bir şeyler öğrendikçe, hayatına kattıkça insanın bunları yazılarına da yansıtmaması imkânsız. Benim için de öyle oldu.

Okuduğunuzda sizi en çok etkileyen kitap hangisiydi ve ne şekilde etkilendiniz?

O kadar fazla ki, birini söylesem diğerinin hatırı kalır. O yüzden ben farklı türlerden örnekler vererek bu sorunuzu yanıtlamak isterim. Psikoloji alanında okuduğum ilk kitap olan ve beni çok etkileyen Mustafa Ulusoy’un Giderken Bana Bir Şeyler Söyle romanının bende yeri ayrı. Ölüme bakış açısıyla birçok soruma cevap olmuş ve Ulusoy’un tüm kitaplarını okumama vesile olmuştur. Distopya eserlerden Körlük ve Cesur Yeni Dünya insanların ve dünyanın gelebileceği noktayı apaçık ve sarsıcı şekilde gözler önüne serdiğinden tesirleri epey süre üzerimden gitmemişti. Deneme türünden de aynı zamanda eşimin hediye ettiği ilk kitap olan Tarık Tufan’dan Bir Adam Girdi Şehre Koşarak ile Ali Aycil’ den Kovulmuşların Evi, edebi cümlelerinin lezzetiyle ve değindikleri konularla beni benden alır. Bu iki kitap altı çizili yerlerini defalarca okuduğumdan eserlerdir. Öykü dalında ise Sur Kenti Hikayeleri ve Keyfekader Kahvesi’ni insanların iç dünyalarını olaylar çerçevesinde ustaca gösterdikleri için bu alanda ayrı tutarım. Psikolojik yanı olan öyküleri daha çok seviyorum. Son Matruşka gibi En iyisi burada susayım. Yoksa diğer sorulara geçemeyeceğim

Yazmak konusundaki motivasyon kaynağınız nedir?

İlginç bir şekilde bu sorunuzun karşısında bir duraksadım. Çünkü yazmak için bir motivasyona ihtiyacım oldu mu, bir motivasyon kaynağım var mı hiç düşünmedim. Biraz iddialı gelebilir ama yazmak benim bir parçam. İnsanın neden yemek yiyorum, neden su içiyorum demediği gibi ben de neden yazıyorum diye sormadım hiç kendime. Yaşadıkça yazdım, yazdıkça yaşadım. Ama bir şey söylemem gerekirse, yazarken aynı zamanda birilerinin kalbine dokunmak, bir ışık yakmak, bazen birinin gözündeki yaş, bazen birinin dudağındaki tebessüm olmak paha biçilemez. Bir motivasyon kaynağım olması gerekiyorsa, herhalde budur.

En sevdiğiniz ve en çok kullandığınız cümle nedir?

Yine kuralı bozup iki örnek vereceğim. Sürekli kullandığım değil ama kalbime çok tesir eden, yeri geldikçe söylemeyi sevdiğim cümleler var. Bir tanesi son yıllarda içime çok dokunan ve beni iyi eden şu cümledir: ‘Umma ki küsmeyesin.’

Diğeri ise bir şiirden parça:

‘Seni de vururlar bir gün ey acı,
Uçuşup durduğun kanatlarından
Sazın, sözün, türkülerin tükenir
Ellerin koynunda kalakalırsın.’

Fırsatınız olsaydı bütün insanlara okutacağınız kitap hangisidir?

İnsanların yazdığı kitaplar içinden bir tane seçecek olursam, benim kendimi onarmamda rehber olan kitap; Bırak ve Rahatla. Başkalarına da bir ışık, bir yol, bir rehber olur umuduyla…

Hayatta en heyecanlandığınız an hangisiydi?

Çok ayrıntıya girmeden kısa ve öz ilk aklıma geleni söylemek istiyorum. Bir sebeple aylarca ayrı kalmak zorunda kaldıktan sonra eşimi karşımda gördüğüm ilk andır.

Türk ve dünya edebiyatından en beğendiğiniz yazar kimdir?

Daha önceki bir sorunuza cevap verdiğim gibi, benim hayatımda en’ler kategorisinde belirli bir isim yoktur. Bu yüzden tutkuyla bağlandığım özel bir yazar yok ama okumayı, tarzını sevdiğim ve tüm kitaplarını okumaktan zevk aldığım yazarlar var. Dünya Edebiyatından Stefan Zweig diyebilirim. Türk Edebiyatından ise günümüz yazarlarından çok bahsettim. Bu kez biraz daha geçmişten birkaç isim sayacak olursam, Sezai Karakoç, Necip Fazıl, Mehmet Akif Ersoy diyebilirim.

Gerçekleşmesini istediğiniz en büyük hayaliniz nedir?

Kitabım çıkana kadar en büyük hayalim yazar olmaktı. Fakat son yıllarda yaşadıklarım bana bir şey öğretti. Hayal kur, ama hiçbir hayali hayat gayesi haline getirme. Çünkü insan bir hayal kurunca, o gerçekleştiğinde tamamlanacağı, hayatın bambaşka bir yer olacağı yanılgısına kapılıyor. Ama öyle olmuyor. Bir hayalin elini diğer hayal tutuyor hep ve zincirleme devam ediyor hayat boyu. Sorunuza tam cevap vermemiş oldum ama şu an için bu düşünceyle baktığımda kocaman kocaman hayaller göremiyorum. Kalbimdeki hayallerden vazgeçmemekle birlikte, hayatı akışında yaşamak istiyorum. Çaba ve nasiple birlikte…

Mezar taşınıza ne yazılmasını isterdiniz?

İçim titreyerek şunu söylemek isterim ki, herkesin mezar taşında ne yazıyorsa o. Bu dünya ve bu dünyadan ayrılmak bundan daha fazlası değil çünkü. Ben de mezar taşıma büyük büyük sözler yazdırmak isteyen iddiada bir insan değilim. Ama ille de bir şey yazılmak zorunda olsa, ‘Bir kuldu, dünyadan geçti.’ yazılmasını isterdim.

Yazmayı amaç edinmiş okuyuculara yazarlık yolunda ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Vazgeçmeyin. Yazdıklarınızı küçümsemeyin ama büyük de görmeyin. Yazılarınızı beğenmediklerinde pes etmeyin. Fakat yazdıklarınızı yırtmaktan da korkmayın. Her yazar bu yollardan geçmiştir unutmayın. En çok çalışın. Yazmak, çoğu yerde romantikçe söylendiği gibi ilhamdan ibaret değildir. En çok çalışmaktır.

Okurlara önerebileceğiz 3 kitap hangileridir?

Diğer sorulara önerdiğim kitaplardaki edebi, olay ve anlatım zevkinin dışında insana fayda sağlayabilecek birkaç kitap önermek isterim. Psikoloji severlere ezberden uzak, birçok kuramı ve filozofu her yönüyle ele alan Dokuz Yüz Katlı İnsanı önerebilirim. Bir uyanış ve silkelenmek isteyenlere İbrahim Paşalı’dan Öğle Uykusu’ nu muhakkak öneririm. Bir de kitap değil ama yazar bazında Rasim Özdenören, Nurettin Topçu ve Cemil Meriç denemelerini herkesin okumasını çok isterim.

Ayrıca eklemek istediğiniz bir husus var mı?

Sorularınız çok orijinal ve cevaplaması keyifli idi. Bu güzel söyleşiye beni davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Tüm okuyuculara selam ederim.

incetezat.com ailesi olarak bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.


Like it? Share with your friends!

İncetezat Edebiyat
Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

1 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.