Çengelköy Gezisi


İstanbul’un görülecek güzel yerlerini anlatmak başlı başına bir yazı kategorisi olabilir. Ancak bu yazıda anlatacağım yer Sezen Aksu’nun şarkısındaki ‘seyirlik değil ömürlük’ bir yer. İnsan sadece görmeyi değil, oradan ömür boyu çıkmamayı istiyor.

Çengelköy Anadolu Yakası’nda eski İstanbul havasını solumak isteyenler için ideal bir semt. Avrupa’dan gidecekler için Üsküdar’a gidip Üsküdar’dan kalkan otobüslerle gitmek mümkün, ancak imkanı olanlar için Pazar günleri hariç haftanın her günü kalkan İstinye-Çengelköy motorunu tavsiye ederim.

Çengelköy denince doğal olarak akla ilk gelen yer Çınaraltı Çay Bahçesi. Boğazın mükemmel manzarasını içindeymiş gibi yaşayabileceğiniz bir yer. Hafta içi haftasonu, öğlen akşam fark etmeden tıklım tıklım oluyor. Girmeden önce böreğinizi alıp keyifli vakit geçirirken atıştırmak da mümkün, zira içeriye yiyecek getirmenize izin var. Ancak bunu tercih etmezseniz kahvaltı menüsü de gayet iyi. Fiyatlar da böyle:

Fotoğrafçılar da epey seviyor burayı. Akıllı telefonlar hepimizi fotoğrafçı(!) yaptığından herkes faydalanıyor tabi.

Çınaraltı’ndan sonraki durağım Çikolata Kahve oldu. Benim araştırıp karar verdiğim bir rota değil aslında bu, eski bir dostum İstanbul’a yeni geldiğim zamanlarda benim Çengelköy’ü görmem gerektiğini söyleyerek Çınaraltı’ndan sonra Çikolata Kahve’ye götürmüştü. O gün çok etkilenmiştim ancak bir daha o günkü gibi doyasıya gezmek nerdeyse 3 sene sonra nasip oldu. Neyse…

 

Çınaraltı çıkışında sahilde biraz dolaşarak mekâna ulaşmak mümkün, zaten Çengelköy sahilde her yer birbiriyle iç içe. Çikolata Kahve otantik atmosferi korumak için takdire şayan çaba göstermiş gerçekten. Yeme içme yerlerinde mekanın atmosferi yapılan işi çok ayrı bir noktaya götürebiliyor. Özellikle ürünlerinin sunumunu ve mekanlarının mimarisini bir kompozisyon haline getirebilip aynı zamanda bu ürünleri lezzetli olduğunda buradaki emeği herhangi bir yeme-içme işletmesinden kesinlikle ayırmak lazım, çünkü bu iş artık işletmeciliğin değil sanatın konusu olmuştur. Övgüyü bu kadar uzatmamın bir sebebi de orada yeterince fotoğraf çekmemiş olmam :). Fakat bunun sebebi benim bunu unutmam ya da umursamamamdan ziyade 3 katlı bir işletme olmasına karşın teras harici boş yer olmamasıydı, yani oradayken vaktimin çoğunu manzarasıyla mest eden terasta geçirmek durumunda kaldım –Cuma günü saat 14 civarında gitmiş olmama rağmen durum bu-. Çalışanların samimiyeti de basit bir işletmecilik taktiği seviyesinde değil. Hesabı kredi kartı ile ödemek istediğimde Çınaraltı kasasındaki gibi sadece nakit aldıklarını hatırlattılar. Yanımda yeterli nakit olmayınca “bir dahaki sefere inşallah” deyip geçtiler.  ‘İstanbul’da sıcak çikolatayı en güzel yapan yerler’ diye bir liste yapılsa kesinlikle o listede olmalı.

Kendimden beklemediğim iyi bir çekim

Türk kahveli sıcak çikolataları muazzam bir tat. Her ne kadar fotoğrafta manzarayı kullanma kaygım olmuşsa da sunumu az çok tarif ediyor diyebilirim.

Çikolata Kahve’den bir tabloda Kur’an’dan bir pasaj ile 4 halifenin ismi

Bütün bir günü Çengelköy’de geçirmek pek mümkün değil, tabi orada yaşayanlardan değilseniz. Sahilde Çınaraltı benzeri bir hava yaratmaya çalışan birkaç kafe var, onların dışında kendi tarzlarıyla güzel vakit geçirilecek ferah yerler de var. Ancak benim tavsiyem sabah erkenden gelip Çınaraltı’nda güzel bir kahvaltı yapıp uzun uzun manzaranın keyfini çıkartmanızdır. Anadolu Hisarı, Kanlıca gibi yine o Eski İstanbul havasını solutan semtlere yürüyerek gidebilirsiniz ve Çengelköy gibi gidilmesi gereken pek çok özel yeri de çok uzun zaman harcamadan görebilirsiniz. Ancak görülecek yerleri tüketmek için hızlıca görüp fotoğraflamak için yapmayıp biraz daha yavaş yapın bunu. Kendi şehrini gezerken bile telaş içinde olan insanlar yeni yerleri, uzak diyarları gezerken sakin ve yavaş gezenlerin aldığı keyfi genelde alamıyorlar.

 

Çengelköy gezime ait son fotoğraf, dönüş motoru

Yazmaya çalıştığım ilk gezi yazımın sonuna yaklaşmış bulunmaktayız. Yapmak, üretmek istediğimiz bir alanda önce çokça okumalı ve sonrasında kendini deneye deneye iyisini bulmalıyız şüphesiz. İlk kez gördüğümüz bir nesneye nasıl farklı bakmamız gerektiğini bile tecrübelerimiz öğretebilir. Umarım hem sizlere, hem de kendime bir şeyler katmışımdır.

Devam edeceğiz…


Beğendiniz mi? Lütfen paylaşın!

2 shares
Murat Özkök

0 yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend