Bir Gönül Yolculuğu Amasya


Hani bazen dibe vurursunuz ve hiçbir şeyi gözünüz görmez ve kaçıp gitmek istersiniz ya, işte öyle zamanlardan biriydi benim için. Gitmeliydim ama nereye…

Sonunda aylar önce okuduğum bir romanda, roman kahramanının ziyaretinden çok etkilendiğim Amasya geldi aklıma. Evet oraya…

Hiç bilmediğim bir yer olmalıydı ve ben keşif ruhu yaşamalıydım karar verdiğim anda internetten otel aramaya başladım ve Taşhan çıktı karşıma hemen rezervasyon yaptım, otobüs biletimi aldım ve küçük bir çanta hazırladım.

Savrulun ben geliyorum, gezgin ruhlu kovanın Amasya macerası başlıyor. Geceyi 2-3 saat uyku ile geçirmeme rağmen odama çantamı bırakıp kendimi sokaklara attım. Resepsiyondaki cici kızlar yolu tarif ettiler ve çoğu yerin yürüme mesafesi içinde olduğunu söylediler.

Anıttan aşağı yürüdüğünüzde hemen yalı boyuna geliyorsunuz ve Yeşilırmak boyunca sıralanmış yöre mimarisi ile yapılmış evler karşınıza çıkıyor. Her yer bayraklarla donatılmış ve evlerin aksi suya çıkmış çok güzel görünüyor. İlk görüşte vuruldum yani. Yürümeye devam ettikçe küçük ahşap köprülerle karşı kıyıya bağlanıyor ve ara sokaklara giriyorsunuz. Hediyelik eşya satan dükkanlar sıralanmışlar. Özellikle magnetlere bayıldım, çok özgün ve yaratıcı buldum. Bol bol aldım.

İlk köprüden girdiğinizde karşınıza sol tarafta şehzadeler köşkü çıkıyor ki müze olduğu için ziyaret edebiliyorsunuz. Balmumu şehzade heykelleri dönemin kostümleri ve mimarisi içinde size göz kırpıyorlar. Az ileride Hazeranlar Konağı var ki o da müze olarak geziliyor. Daha büyük bir konak ve her oda da odanın konseptine uygun bir düzenleme yapılmış. Tarih içinde gezindiğimi hissettirdi bana… Çeyiz seren kadınlar ya da selamlıkta oturan erkekler…

Hediyelik dükkanların karşısındaki merdivenlerden çıkmaya başlarsanız kaleye ve kızlar sarayına çıkabilirsiniz. Sıcaklarda biraz zor olsa da değiyor. Manzara çok hoş. Ne fotoğraflar çekiliyor…

Bilet alıp kral kaya mezarlarını ve kalıntıları gezebilir ya da kafeye çıkıp bir şeyler içip yiyebilirsiniz. Tercih sizin. Ben hepsini yapın derim. Ne de olsa her zaman gelmiyorsunuz.

Beyazıt camii restore edildiği için külliyeyi gezebildim. Eskiden ahır olan bölüme Amasya’nın dev maketi yapılmış, müze (minyatür Amasya) olarak geziliyor.

Ayrıca yörenin el sanatlarının sergilendiği bir yer var, çok beğendim. Özelikle yakılarak yapılmış eserler çok özgün. Külliyenin mutfağı canlandırılmış bir derviş çorba karıştırıyor. Ve nice eserler… Eskiden kiler olan bölümde Osmanlı’nın dönemleri büyük afişlerle hatırlatılmış ve önemli olaylar yazılmış. Dışarda çay ocağı var. Bahçe yeşil ve bakımlı.

Amasya halkı çok sıcak ve samimi. Her fırsatta çay ısmarlamak istiyorlar (semaver çayları meşhur). Kendinizi yabancı hissetmiyorsunuz. Kadın olarak yalnız gezmeniz göze batmıyor, sizi yadırgamıyor, aksine yardımcı oluyorlar. Sakin ve huzurlu bir mekân. Bana çok iyi geldi.

Buraya kadar gelmişken Ferhat’ın deldiği dağı görmeden olmaz derseniz, yaklaşık 15 dakika arabayla yolculuktan sonra bu dağı görebilirsiniz. Girişe sembolik olarak Ferhat ile şirin için mezar taşı yapılmış ve hikayeleri yazılmış. Dağın tepesine bronz heykelleri dikilmiş. İnsanlar yaptığı su yolu üzerinde yürüyerek gezebiliyorlar. Hayran kalıyorsunuz. Çıkmak kolay gelse de inerken biraz zorlandım. Biz yürümekte zorlanırken O bu dağı delebiliyor… Hayretler içinde kalıyor insan.

Aşağıda bir mağara aşıklar müzesi (ya da Ferhat ile Şirin müzesi) olarak yapılmış geziliyor. Girişte Cemal Safi’nin ‘’Benim adım aşk ‘’ şiiri var, ben bayıldım. Okumadan geçmeyin.

Girişte Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun gibi büyük aşkların heykelleri var orta bölümde saz aşıkları canlandırılmış. Aşık Veysel gibi… Sonrasında da Mevlâna, Yunus Emre gibi ilahi aşklara ayrılmış. Biraz karanlık zor görülüyor ama değer. Aşkın tüm evreleri böylece gözünüzde canlanıyor. (Leyla’dan Mevla’ya geçiş)

Yani ben Amasya da aklım kalarak daha doğrusu yüreğimin bir parçasını bırakarak dönüyorum.

Ve her fırsatta tekrar geleceğime inanarak.  Benim için bir huzur yolculuğu oldu ki tam da ihtiyacım olan buydu. Şehri çepe çevre saran dağlar bana güven verdi. Korunduğumu hissettirdi.

Unutmadan; Taşhan Osmanlı’dan günümüze kalan bir konak. Orada kalmak tarih içinde yolculuk yaptırdı bana. Kim bilir kimler kaldı benim yattığım odada… Odada tüm kulplar vav harfi işareti idi. Araştırdım vav; Allah’ın birliğini simgeliyor, yani tevhidi. Çok anlamlı geldi bana. Görünüş olarak cenin pozisyonunun sembolü, yani rahimde korunmak gibi.

Hepimiz O kocaman bütünden bir parçayız, okyanustaki zerreyiz aslında bunu hiç unutmasak keşke. Belki tüm kavgalar biter o zaman.

Darısı başınıza diyorum. Keşif dolu nice yolculuklarda buluşabilmek umuduyla sevgiyle kalın.

Arzu AYMAN


Like it? Share with your friends!

2 shares
Arzu Ayman
Marmara Üniversitesi PDR mezunuyum. Yazmak benim için yaşam tarzım diyebilirim. Ögrendiklerim ve hissettiklerimle yüreklere dokunabilirsem ne mutlu bana...

4 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Arzucugum sayende Amasyayi öyle guzel anlatmışsin ki gitmeden görmuş gibi olduk. Bu gezgin ruhunla daha nice yerlere gitmen ve bizlere anlatman dilegiyle

Send this to a friend