Dilber


Ilık bir cumartesi sabahıydı. Her zaman ki gibi ekmek almak için dışarı çıktım. Devamlı olarak alışveriş yaptığımız bakkaldan ekmek almaya gittim. Ama bakkalda ekmek kalmamıştı. En yakın yer ise birkaç sokak aşağıda olan bir fırındı. Mecburen yola koyuldum. Fırına girip iki ekmek istedim. Fırında genç, esmer bir çocuk “Beş dakika sonra sıcak ekmek çıkacak bekle istersen abi.” Dedi. Okuyor muydu bilmiyorum ama ellerinde kürek tutmaktan oluşan nasırlar uzun süredir burada çalıştığını gösteriyordu.

Ben delikanlıyı düşünürken kapının açıldığını duydum ve bir refleksle arkamı döndüm. O zaman anladım bakışların bir insanı tam kalbinden vurabileceğini. Karşımda kızıl saçları arkadan toplanmış, beyaz tenli bir dilber duruyordu ve bal renkli kocaman gözleriyle gözlerim bir araya geldi. Sanki kalbimde evcilleştirilmeyi bekleyen bir kuş var ve uçmak için zorluyor. O an bülbül gibi şakıyan ben tutulup kaldım. Ne bakışlarımı onun ahu gözlerden alabiliyorum ne de bir şey diyebiliyorum. Hemen kim bu peri kızı dedim kendi kendime. Bunu öğrenmeliydim ama nasıl olacaktı bu. Bir yolunu bulmalıydım.

Bunları düşünürken delikanlının sesi beni daldığım düşünce âlemimden çıkardı. İlk olarak beni bir anda hülyalara atan güzele öncelik verdim. Onun arkasından alacağımı alıp çıktım ve onun on on beş adım arkasından yürüyordum. İçimdeki merak ve ilgi onu takip etme isteği uyandırıyordu. Çok şükür ki henüz yolumuz ayrılmadı. Bu ilk görüşte aşk mıydı yoksa aşkın tohumları mı? Ben beş dakika boyunca o ve aşk üzerine o kadar çok şey düşünmüşüm ki apartmanın önüne geldiğimizi anlamamışım bile. Bu kadar tesadüf olabilir miydi? Apartmana girdiğinde dünyalar benim oldu. Bu kadar rastlantı boşuna olmamalıydı. İçimden binlerce kez anneme beni ekmeğe yolladığı için teşekkür ettim. Yoksa yollarımız nasıl kesişecekti.

Apartmanda kime gelmişti acaba diye düşündüm. Dizilerde olacak bir tesadüfle kapı komşumuzun kapısını çalıyordu. Fırında gösteremediğim cesaretle “Merhaba, kime bakmıştınız?” dedim. O da incecik kadife gibi sesiyle memleketten abisinin yanına geldiğini söyledi. O kadar naif konuşuyordu ki konuşmasından, bakışından, duruşundan etkilenmemek elde değildi. Bu dilber ancak bir peri kızı olabilirdi. Tam sohbet kurma girişiminde bulunacaktım ki annemin kapıyı açması girişimimi sabote etti. Karizmamı sarsan bir şekilde nerede kaldığımı sordu. Kulaklarıma kadar kızardığımı hissettim. “Komşumuzun kız kardeşi gelmiş memleketten ona yardımcı oluyordum.” dedim. Annem abisinin işte olduğunu ona ulaşıncaya kadar bize gelebileceğini söyledi. Annemi tombiş yanaklarından öpmek istedim. İçeri geçtik ve kahvaltı sofrasına oturduk. Annem merak ettiğim şeyleri bir bir sormaya başladı. Ana yüreği hissetti sanırım sormak istediklerimi. Adı Dilber’miş. Bir isim bir insana ancak bu kadar uygun olabilirdi. Her şey tıkırında gidiyordu ta ki evli olduğunu söyleyinceye kadar. O an yer ayağımın altından kaydı, arkasından bir öksürük nöbeti. Annem ve dilber bana bakıyorlardı ne oldu diye. Bir şey olmadığını söyleyerek kendimi lavaboya attım. Kulaklarımda hala evliyim sözü yankılanıyordu. Bir sahibi vardı kalbimin kapısını aralayan dilberin. İçeri geldiğimde birkaç bir şey atıştırdıktan sonra odama girdim ve akşama kadar çıkmadım. Daha yolun başındayken en iyisi kendimi kaptırmamaktı. Dilber gittikten sonra annemden onun ameliyat için burada olduğunu öğrendim. Bu kadar tesadüfün ardından bu kadar kötü haberlerin üst üste gelmesi anlaşılır şey değildi.

Beynindeki tümörü alacaklarmış. O uzun kızıl saçları, bu narin beden bu solgun yüz hepsi içimde bir düğüm oldu. Evet o benim değil başkasınındı. Bu onun iyiliğini istemem, dua etmem ve onu sevmem için bir engel değildi. Hem sevmek sahip olmak demek değildir ki. Severken ona sormamıştım zaten. Dilber beni sevsin ya da sevmesin ben ne kaybederim ki kendimden sevgimden. Şairin de dediği gibi

Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık
Yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?


Beğendiniz mi? Lütfen paylaşın!

19 shares
Şeyma Genç

Tek amacı yaşamak değil anlamlı yaşamak olan biçareyim, küçük bir kızın masumiyetini arıyorum insanlığın öldüğü şu dünyada. Masumiyet terk etmiş bu diyarı diyorlar ben de masallarda arıyorum.

0 yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend