Empati


Geçenlerde Sinan Canan’ın “empati” konusundaki bir videosunu izledim. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Empati kök olarak; em “içinde”, pati ise “duygu” demek. Yani aynı duygu içinde bulunabilmek, duygudaşlık olarak tanımlanıyor. Akılla ilgisi yok, duygusal bir mesele, bazıları daha yatkın. Beyin görüntüleme konularında kadınların daha yatkın olduğu görülüyor.

Beyin görüntüleme merkezlerinde erkek ve kadınlara çeşitli duygusal yüz ifadeleri gösterilerek beyinlerinin hangi bölgelerinin aktif olduğuna bakıldığında; erkeklerde görme bölgesi ve bilişsel değerlendirme merkezi aktif, yani karşısındakinin duygusunun adını koyabiliyor. Oysa kadınlarda, görme bölgesi, bilişsel değerlendirme merkezi ve duygusal merkezlerde devreye giriyor yani aynı zamanda karşıdakinin duygusunu da hissedebiliyor. Yani adını koymakla kalmıyor.

Bilişsel empati, “karşı tarafın duygusunu anlamak”; duygusal empati ise, “karşı tarafın hissettiği duyguyu yaşamak, hissetmek” anlamına gelir.

Duygudaşlık bizim ortak hareket etmemizi sağlıyor toplumsal bir varlık olarak. Öğrenilen bir kısmı ve doğuştan gelen bir kısmı var.

1990’lı yıllarda ortaya atılan duygusal zeka sayesinde, karşı tarafın duygularını okuyabilme becerisinin hayatta birebir başarıyla alakalı olduğu  aktarılmaktadır.

Empati temel duygularımızdan bir tanesidir. Çocukluk döneminde gelişir ve anne tarafından aktarılır. Beyin dünyaya geldiği zaman ne yapacağını bilmeyen tek organımızmış bu yüzden ilk öğretmeni anne. Beyin, annenin davranışlarını kopyalayarak öğreniyor. Otizm ise, empati yeteneğinin yerle bir olduğu beyindeki nöral bağlantı problemi olarak görülüyor. Bu yüzden lütfen çocuklarımızla yüz yüze oynayarak onları hayatın içine çekmeye çalışalım…


Like it? Share with your friends!

Arzu Ayman
Marmara Üniversitesi PDR mezunuyum. Yazmak benim için yaşam tarzım diyebilirim. Ögrendiklerim ve hissettiklerimle yüreklere dokunabilirsem ne mutlu bana...

4 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Empati yeteneği yüksek olan insanlarla dolu olsa keşke çevremiz dünya daha yaşanılası bir yer olurdu değil mi? Kaleminize sağlık Arzu Hanım 💐👏🏻