Çıkar Kendini Aradan


İnsan genel yapısı itibarıyla doyumsuz bir varlıktır. Önceleri her şeyi ister zamanla sahip oldukları arttıkça bu sefer içindeki boşluğu hiçbir şeyin dolduramadığını fark eder. Ne ev ne araba, ne eş ne de çocuk bu boşluğu dolduramayınca aradığını dışarıda değil içinde aramaya başlar. Aslında aradığı ona şah damarından bile yakındır ama bu gerçeği bilse de hissetmek te zorlanır.

Özünde insan ana vatanını özler, geldiği yeri yani, bu dünya hasret çekilen yerdir bilenler için.

Doğduğu andan itibaren önce aile üyeleri eliyle sonra kültürel miras yoluyla ve genetik kodlarla yüklenen insan gün gelir yüklendikleriyle şişer, bu sefer giydiklerini tek tek çıkarma-soyunma zamanı gelmiştir. Matruşka bebekler gibi soyunmaya başlar(Şems-i Tebrizi’nin Mevlana’nın kitaplarını havuza atması misali) soyundukça kendine ait sandığı tüm rollerden arınır ve en içte o öz denilen parçamız kalır. Kimilerinin sır kimilerinin ruh dediği bu parçamızı ortaya çıkarabildiğimiz ölçüde mutlu ve huzurlu olur korkularımızdan arınırız.  Yani kısaca benlik sandığımız ego ölünce  hiç sandığımız evreni kapsayan o her şey bizden tecelli eder.

Her şey o hiç’in içinde saklıdır. Tam bir paradoks anlayacağınız. Hem çok zor hem çok kolay. Yazarken, anlatırken çok kolaymış gibi gelen bu durum yaşanırken hiç kolay değil maalesef ama yine de denemek lazım. Çevremizde başaranları gördükçe, biz neden yapamayalım diyorum !

Bugün quantum fiziği de bizim enerji dalgaları olduğumuzu kabul ediyor ve kendi frekansımıza uygun olanlarla titreşim içinde olduğumuzu söylüyor. Yani biz kendi frekansımızı yükseltebilirsek daha yüksek frekanstaki diğer kişilerle iletişim içinde olabileceğiz.  Herkes bunu yaparsa toplum frekansı yükselecek ve egolar yıkılıp içimizdeki saf ve temiz olan özler ortaya çıkacak. Dünya  daha yaşanılır olmaz mıydı sizce de ?  

Şimdi bazılarınız herkes böyle değil ama diyerek çoğunluğa dikkat çekebilir. Ben de diyorum ki biz yalnızca kendimizden sorumluyuz. Kendimiz hariç kimseyi değiştiremeyiz ama yakın çevremize halimizle örnek olarak onlarında dolaylı yoldan dönüşümüne destek olabiliriz. Yeter ki isteyelim ve gayret edelim.


Like it? Share with your friends!

Arzu Ayman
Marmara Üniversitesi PDR mezunuyum. Yazmak benim için yaşam tarzım diyebilirim. Ögrendiklerim ve hissettiklerimle yüreklere dokunabilirsem ne mutlu bana...

4 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir