Hiçlik


Yunus Emre  “İlim kendin bilmektir”  demiştir. Bir insanın kendini bilme isteği, takdire şayan bir durumdur. Cesaret gerektirir, dışarıdan cesaretsiz görülmesine rağmen. Çünkü dışarıda şekiller vardır.

Her şey şeklin bozulmasına veya bozulmamasına bağlıdır. Yani iyi bir fotoğraf karesi verebilmek, bütün amaç!

Oysa, içsel yolculuğu  her zaman karanlık bir mağara yolculuğuna benzetirim, kendini bilme isteği olanlarda .Neyle karşılaşacağını bilmeden , korkularla yüzleşir insan. Her yer karanlıktı başlangıçta. Biraz ilerde minik bir mum ışığı. İşte umudu öğrendik!  Sonra Hayal kırıklığı vazgeçiş. Bu arada yol engebeli.  Düşe kalka, bütün duyguları yaşayarak öğreniyoruz ve! İçimiz de bir yangın. Nihayet bir aydınlık. Kapı açılıyor. Sanırım sarsılmaz bir duruşla! Hiçliğin evine varmışız. Şimdi söyleyin bana! Bu sarsılmaz duruşu dünyada ki hangi şekil bozabilir. İçsel duygularımızı anlamanın verdiği huzuru, insanın kendi var olmadan başka bir zenginliğin yeşermeyeceğini bilmenin, diğer insanların davranış sebeplerinin neler olabileceğini tahayyül edebilmenin, insana kattığı derin hoşgörüye sahip olabilmek! Sanırım dünya üzerinde ki kargaşaları da sonlandırabilecek kuvvette olur, hiçlik evine vardığımızda.

Mevlana’nın dediği gibi “Ne olursan ol, yine gel”  diyebilecek hoşgörünün sahibi olabilmek, ne olursa olsun kıyas kabul edebilir mi?

Zuhal KAP


Like it? Share with your friends!

İnce Tezat
Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

4 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Kaleminize sağlık Zuhal Hanım. Yazınızı okurken Cennet gibi bir mağara hayal ettim. herkes oradaymış meğer, kendini bilen, hiçliğin büyüklüğünden yapılmış tahtlarda bizi bekleyenlerle dolu bir mağara. Ve diyorlar, Nerede kaldın diyorlar… Nerede kaldık gerçekten? neden mağaranın giriş kapısını aramaya koyulmuyoruz? Öyle bir yolculuğa çıkardınız ki beni… tekrar teşekkürler…