İlişkiler Hakkında


İlişkiler söz konusu olduğunda hepimizin ne çok söyleyeceği var değil mi , yüreğimizde birikenler dilimize kadar gelip çıkamayanlar …

Birkaç gündür okuduğum kitaplarında etkisiyle kafamı çok meşgul ediyor bu konu. İnsan doğası gereği toplumsal bir varlık ve bağ kurma ihtiyacında ama bugüne kadar kurduğunuz her türlü ilişki biçimine bakarak ne kadar mutlu ya da doyumlu olduğunuzu söyleyebilir misiniz ? özellikle günümüz teknoloji çağında ne kadar gerçek ilişkiler kurabildiğimizi hiç düşündünüz mü. Özellikle pandemi sonrası insanların evlere kapanması ve evden çalışmaların artmasıyla sanal ilişkilerin yoğunluk kazandığı araştırmalarla kanıtlanmış durumda. Ve daha da üzücüsü bazılarımız bunları gerçek ilişki sanabiliyor (özellikle daha kısıtlı bir sosyal çevresi olanlar)

Geçenlerde çok tanınmış yazarlarımızdan biri , imza gününde kendine kitap imzalatan bir okurunun tepkisini anlatıyordu. ‘’beni nasıl tanımazsınız sosyal medyadan arkadaşız ‘’ diye sitem edince yazarımız da ‘’ hanımefendi benim beş bin takipçim var hepsini nasıl tanıyabilirim ‘’ demiş. Ne kadar ironik değil mi ?

Bence tanışıklık ve arkadaşlık kavramlarını da birbirine karıştırmamak gerekiyor , biz bir yerlerde tanıştığımız herkesi arkadaşımız sanabiliyoruz. Oysa sadece tanışıyoruz. Arkadaşlık ilişkisinde karşılıklı bir bağ vardır tek taraflı değildir. Sadece merhaba, nasılsın düzeyinde kurduğumuz mecburi ilişkilerde bence arkadaşlık kapsamına girmezler. Arkadaşlık iki tarafında hakkını vermesi gereken bir kavram bana göre. Alma –verme dengesi önemli. Hayat zaten genelde denge üzerine kurulu değil mi ?

Hiç düşündünüz mü günümüzde neden bu kadar yüreği yorgun insan var diye. Bazıları sadece talep ederken diğer bir gurupta kendini feda edercesine ilişki içinde kaybolmayı göze alarak vermeyi tercih ediyor ama sonunda tükenmişlik yaşayıp kendine içine çekiliyor , yalnızlığı tercih eder hale gelebiliyor. Sonra da onlara bakıp ukala diye nitelendirebiliyoruz. Oysa sadece yorgunlar, anlaşılmayı , sıranın kendilerine gelmesini beklemekten yorgun düşmüşler bir de böyle bakmayı deneyin lütfen.

Eş ya da sevgili ilişkisine bakarsak , ‘’Dibini göremediğin suya dalmadığın gibi emin olmadığın sevgiye de teslim etme kendini üzülürsün ‘’ diyor Mevlana.

‘’ Belki bir gün kalbimi yormayan birine denk gelirim diye yaşıyorum ‘’ diyor Reşat Nuri Güntekin.

Bebeklik döneminde anneyle güvenli bağ kuramayan yetişkinler erişkin olduklarında kendilerine ilgi ve sevgi kırıntısı gösteren çok yanlış insanların peşine takılıp gidebiliyor ve çok yara alıyorlar. Bu konuda önce anne ve anne adaylarımızın kendini yetiştirmesi gerekiyor. Bebeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına anında cevap verdiğinizde bebek güvenmeyi öğreniyor önce anneye sonra dünyaya. Maalesef bunu öğrenme fırsatı bulamamış olanlarımız anneden sonra dünyayı da güvenilecek bir yer olarak göremiyor ve sonunda istemedikleri, istismar ve ihmale uğradıkları ilişkilerde bile gitmeyi bilemiyor o yanlış ilişkide kalabilmek uğruna ne savaşlar veriyorlar sonuç her iki taraf içinde hüsran olabiliyor.

Charles Bukovski ‘’Bazen kendine gelmen için başkalarından gitmen gerekir‘’ derken ne güzel söylüyor.

Bir kitapta okumuştum ‘’çocuklar ne kadar büyürse büyüsün, sevilmedikleri yaşta kalırlar‘’ diyordu çok etkilenmiştim. Bu yüzden önce kendimizi sevmeyi, olduğumuz halimizle kabul etmeyi, öz sevgi ve öz şefkati öğrenmemiz ve hayatımıza sokmamız gerekiyor. Yeter ki isteyin ve gayret edin bu konularda çok yayın ve video var günümüzde. Yoksa gerçek sevgiyi ayırt edemeyip yanlış ilişkilerde kaybolabiliyorsunuz.

Son sözüm; Allah yolunuza da solunuza da hep bahar yüzlü, sıcak yürekli insanlar çıkarsın, yüreğimize yüreği ile gelenleri nasip etsin. Sevgiyle kalın hep.

Arzu AYMAN


Like it? Share with your friends!

Arzu Ayman
Marmara Üniversitesi PDR mezunuyum. Yazmak benim için yaşam tarzım diyebilirim. Ögrendiklerim ve hissettiklerimle yüreklere dokunabilirsem ne mutlu bana...

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir