Suya Yazmak


On yıl kadar önce elime kalemi aldığımda –yirmi yıllık bir aradan sonra –durmadığını gördüm. Meğer ne çok şey birikmiş yüreğimde, ne çok kanayan yaram varmış ya da ne çok söyleyecek şeyim.

Çocukken bir an önce büyümek isterdim belki de tüm çocuklar gibi, şimdi ise bir yanımın (hala çocuk kalan o yanımın) ölmemesi için ne çok gayret ettiğimi söylesem bilmem anlayabilir misiniz beni…
Âşık olabilmek; bunu hissedebilmek her kula nasip olan bir şey değil, yaşarken acı olsa da bazen üzülmenize neden olsa da insanı olgunlaştırdığını; hatta eğer ders çıkarabiliyorsak bize çok şey kattığını düşünüyorum. Bilimsel olarak da kanıtlanmış aslında.

Uzmanlar insanların çoğunun tek iletişim kanalını kullandığını söylüyorlar ( görsel – işitsel ya da kinestetik ) ancak bu üç iletişim kanalını birlikte kullanabilen kişilerin gerçekten âşık olabileceğini savunuyorlar. (bknz.NLP)
Yani bu kadar zor olan bir duygu ile baş edebilmek de hiç kolay olmasa gerek…

İçinizde söyleyecek şeyler çok biriktiği zaman yazmak kaçınılmaz oluyor benim gibiler için
Mesela öyle bir ortamdasınız ki çoğunluktan farklı düşünüyorsunuz ama konuşsanız sizi anlamayacaklar bunu hissedersem kaçarım o ortamlardan.

Aslında derdiniz öyle muhalefet falan olmak değildir bazıları gibi; onlarda sıkar adamı bir müddet sonra. Mecburen bulunmam gereken öyle ortamlarda susarım ben, zannederler ki söyleyecek sözüm yok. Hem de öyle bir vardır ki ama ortamın negatif elektriği gerer insanı ve paylaşım zorlaşır.

Bir de bakarsınız susturamazlar, hızlı konuşmaktan, düşünme akışıma dilimi yetiştirmeye çalışmaktan yorgun düşmüşüm anlayın ki o ortamda mutluyum, kendimi ifade edebileceğime inanıyorum ve sevdiklerimle birlikteyim.

Yani çok farklı iki uçtan iki kişiye sorsanız; beni çok farklı tarif ederler; işte hal böyle olunca söylenecek çok şey birikebiliyor zamanla ve anlatamayınca yazmak farz oluyor.

Benim yazma sebeplerimden biri de benim gibilerin sesi olmak belki de… Eminim vardır.

Ötekini tanıtmak… Özellikle dinlemeyi zul sayanlara…

Dinlemeyi bilmenin en büyük erdemlerden biri olduğunu düşünüyorum, zira aksi takdirde iletişimi baştan kesiyorsunuz, monolog oluyor.

Bir de çok okuyorum, okuduklarımı paylaşmak hoşuma gidiyor; sanki o zaman boşa okumamış gibi hissediyorum kendimi.

Bazen dinlediğiniz bir ezgi veya şarkı sizin o anki ruh halinizle öyle bir örtüşür ki sizi yüreğinizden vurur. İşte bazen koca kitaptaki bir cümle yada şiirdeki bir mısra aynı etkiyi bırakır insanda ve bunu kendinize saklamak istemezsiniz.

Kısaca ne kadar yazan varsa eminim o kadar yazma sebebi de vardır, sahi siz niye yazıyorsunuz?


Like it? Share with your friends!

2 shares
Arzu Ayman
Marmara Üniversitesi PDR mezunuyum. Yazmak benim için yaşam tarzım diyebilirim. Ögrendiklerim ve hissettiklerimle yüreklere dokunabilirsem ne mutlu bana...

6 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Arzucum hep içimizdeki çocuğu muhafaza edebilelim ve kendimizi ifade edebileceğimiz güzel insanlar çıksın yolumuza inşallah, sevgilerle….

Send this to a friend