Ben Gökyüzündeyken


İnsanın asıl zenginliği, karakterli duruşundadır. Cebinden sarkan paralarda bindiği arabada, oturduğu evde, makamında değil temiz kalbindedir.

Oğlum için…

Üzgün olduğunda beni hatırla…

Benm için geceleri gökyüzüne bak oğlum…

Beni hatırladığında hüzünlenme ama…

              Seni kucağıma alıp havalara attığım zamanlardaki kahkahalarını düşün. Burnumu sıktığında sevgiden dişlerini sıktığın gibi sıkma kendini hayatta, beni hatırla… 

               Birine gerçekten güvenebileceğini hissettiğin an hemen yatıp ölü taklidi yap oğlum, yoksa güvendiğin seni öldürür inandığın anda. Sana kimseye güvenme demiyorum beni yanlış anlama. Hiç kimseye güvenmeden de yaşanmaz bu hayatta. Demek istediğim, hemen güvenme, ölü taklidi yaparken bir düşün aslında.

            Şimdi bu söyleyeceklerimi ise sakın aklından çıkarma:

             İnsanın asıl zenginliği, karakterli duruşundadır oğlum. Cebinden sarkan paralarda bindiği arabada, oturduğu evde, makamında değil temiz kalbindedir. İnsanın tek savaşı ise bu duruşu hiç kaybetmemek için olmalıdır.

            Yaşamının bir amacı olmalı. Bu amacı unutmadan her gün daha azimle çalışmalı, yoluna koyulan her türlü taşın üstünden atlayarak sakatlanmadan yoluna devam etmelidir insan çünkü ancak o zaman ‘Aslı’nı yaşatır. 

           Doğaya insanlığa, topluma, değerlere katkı sağlayarak ufka doğru yol almalı, bir gün öleceği gerçeği ile sınandığının, hayatının anlamının farkında olarak yaşamalı insan. 

           Kırmadan, dökmeden, yaralamadan, sevgiyle, aşkla bir ürün ortaya koymalı mesela senin gibi ve ona en güzel şekilde bakmalı. Umutlarına fidan dikmeli, sürekli sulayarak onu büyütmeli, toprağına sevgi ekmeli, emekle bakmalı. Sonra o sevgileri toplayıp sevdiklerinin kalbine taç yapmalı. Hayvanlara, büyüğüne, küçüğüne, doğaya bahşetmeli tüm ürünlerini ve hepsine saygı duymalı. En başta kendine!             

             Merak etmeli insan. Merak ettikçe okumalı, beynini kitaplarla yağlamalı, araştırmalı, kendini sürekli geliştirmeli.

           Âşık olacağı kişileri insanın kendisinin seçemeyeceğini, gerçek aşkın seni uyku halindeyken ansızın yakalayacağını ve bazı aşkların şeytanın insanda vücut bulmuş hali olduğunu, böylelerine âşık olan insanın gözlerine perde inip akli melekelerini yitirdiğini, bedenini şeytansı duyguların yönetmeye başladığını ve insan denen yaratığın isteyerek o şeytana karşı koymadığını bilmeli. İnsanların diğer canlılardan en önemli farkının ise duygularını ve düşüncelerini yönetebiliyor olmasını, duygularının ve düşüncelerinin esiri olmanın insanı zamanla sosyopat bir kişi haline getireceğini de bilmeli. 

               Başını öne eğip “Doğrusu budur,” diyerek susmamalı insan. Hakkını korumalı yalnızca kendine yapılan haksızlıklara değil etrafındakilere de boyun eğmemeli, her zaman doğrunun yanında olup onu tüm kalbiyle savunmalı, düşüncesinde ve eylemlerinde özgür olmalıdır. İnsanı yakışıklı gösterenin kendine güveni olduğunu unutmayarak daima kendine güvenmeli, dik yürümeli.

               Zamanında yapmadıklarına hayıflanmadan yaşlanmalı. Değerlerine, kültürüne, diline, inancına, milletine sahip çıkmalı ve gözlerini öyle kapamalı insan. Arkasında yaşlar, güzel işler bırakarak huzurla…  İşte o zaman yaşamın bir anlamı olacaktır. İyiliğin ve kötülüğün bumerang gibi olduğu karşı tarafa atıldığında aynı süratle kendine geri döneceğini hiç unutmadan hep iyi düşünmeli. İnsanın en değerli hazinesinin zaman olduğunu bilmeli, onu ne için veya kim için harcadığına dikkat etmeli. Bu sebepten yaşanılan her anın değerini bilmeli ve en büyük mağlubiyetlerin aslında insanın savaşı kazandığını sandığı anda ortaya çıkabileceğini hiç unutmamalı çünkü hayat düşünüldüğü kadar uzun olmayabilir yaşarken değerini bilmeli… 

              Ve anneciğim bazı çirkinliklerin, hayatında yaşadığın kötü durumların, insanın farkında olmadığı bazı güzellikleri daha net görebilmesi için insanın karşısına çıktığını sakın unutma.

              Güle sormuşlar: “Neden dikenin var?”diye.

    “Beni gerçekten sevenleri ayırt edebilmek için!” demiş. Bazı güllerin dikenleri ortadadır; bazılarının ise öyle güzel yaprakları vardır ki gizler tüm dikenlerini, kopardığın anda elindeki acıdan anlarsın. Dikkat et, acıtmasınlar canını anneciğim.

            Son olarak:

            “Anneler ölür mü?” diye alt dudağını bükerek sordun bana bugün ilk defa, ağlamaklı. Ne diyeceğimi bilemedim önce. Gözlerim doldu, boğazım düğümlendi ve  “Çok büyüdükleri zaman gökyüzüne çıkarlar ve oradan çocuklarını seyrederler.” dedim. “Ben büyümek istemiyorum sen de büyüme.” dedin. Duygulanan gözlerinden öptüm seni sonra ve dedim ki  “Kaç yaşına gelirsen gel benim bebeğim olarak kalacaksın, hiç büyümeyeceksin korkma…”  

             Ve her kadın annedir. Bunu unutma, saygını sakın bozma.

Ben gökyüzündeyken…

Üzgün olduğunda beni hatırla ve

Benim için geceleri gökyüzüne bak oğlum…   

Beni hatırladığında hüzünlenme ama…

Her kadın bir annedir, anneler ölmesin…

Like it? Share with your friends!

Aslı Gökmen
“İnsan, kalbinde yaşadıklarını bir kitap gibi gözlerinde taşır ve bir insanı tanımak, kitabını okumak ile başlar.” Türkçe öğretmeni ve yazarımsı.

2 Yorum

Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir