Maalesef


Çocukluğumda izlediğim filmlerde; bir aile alışverişten gelir, arabalarını o harika tek katlı, bizim şimdilerde villa dediğimiz, evlerinin önüne park ederler, bagajı açarlar, koca koca kese kâğıtları kucaklarında mutfaklarına girerlerdi. Herhalde onlarda plastik poşet icat olmadı derdim içimden. Plastik poşet olsaydı daha çok malzemeyi zorlanmadan ve daha az enerji harcayarak ne kolay taşırdınız… Ben ne bileyim milletin onlarca yıl önce bu plastik poşet işini kanunlaştırdığını. Çevreyi, doğayı koruma kanunları çıkardıklarını, çevre kirliliği, hayvanları koruma ve bunun gibi koruyucu konular sonra sonra girdi bizim kitaplarımıza, bolca girdi ama…

Dünyada her yıl seksen milyon plastik poşet çöpe atılıyormuş ve bir plastik poşetin doğada tamamen kaybolması tam bin yıl gerektiriyormuş. Kirliliğin ana sebeplerinden birisi plastik poşetmiş. İnsanoğlu kendi eliyle yaptığı bir şeyin tam bin yıl ömürlü olacağını bilseydi bunu icat eder miydi? Kıskanmazdı değil mi? Bin yıl… Öyle bir şey yapacaksınız ki sizi bin yıl sizi terk etmeyecek…

Biz ne yaptık peki? Her zamanki gibi yazılanları ve söylenenleri okuduk sadece. Kitaplarımıza kadar giren çevreci konulardaki alıştırmaları çözdük, yazılılarda ve sözlülerde en iyi notları almaya çalıştık, sonra ne oldu? Yaptık işte oldu… Okuduk ya! Bildik, öğrendik, beğendik, destekledik, sizlere izin verdik ya! Tamam, koruyun siz neyi koruyacaksanız. Size iyi korumalar dedik…

Çöp poşeti satın almadık marketten mesela, kasada ödeme yaparken aşırabildiğimiz kadar fazla poşet aşırmaya çabaladık kasiyerin gözünün içine baka baka. İyi oluyordu aslında, tam da çöp kovasına sığıyordu bu boy poşetler. Sobaya kömür atarken de bir poşet kömürü kolayca boca ediyordunuz içeriye, eliniz yanmıyordu. Bazılarımız işi ileriye götürüp plastik poşetlerden paspaslar, kol çantaları, makromeler örüp yaratıcılıklarını geliştiriyorlardı.

Sonra bir gün poşet ister misiniz diye sordu kasiyer. Ne demek ister misiniz? Alıyoruz ya hep, iki tane de yedekleme yapıyoruz her seferinde. Ne demek parayla, poşete para mı vereceğiz bir de. Bana da mı parayla? İstemem kardeşim, iade ediyorum aldıklarımı… Geri ver paramı…

Siz bilirsiniz dediler, elbette biz bilirdik. Her şeyin en iyisini her zaman biz bildik ya kendimizi bildik bileli. En iyisini seçtik, en doğrusuna karar verdik, biz bildik, biz yaptık, biz devam ettirdik. Ve şimdi biz alıştık, biz plastik bir poşetle yelken açıp en engin eleştiri okyanuslarına çıkmaya biz karar verdik. Bir plastik poşet ile fırtınalara dayanacak kürekleri makrome gibi örmeye biz başladık. Poşetten sonra ve poşetten daha sonra dedik. Poşetten öncesi demedik ama hiçbir zaman. Demeyeceğiz de değil mi? Hayır, demeyeceğiz. Bir poşetin düşünce drenajlarımızı tıkamasına izin vermeyeceğiz.

Keşke demeyeceğiz. Keşke birileri daha önce tanışsaydı şu poşetle de, bir yerlerine poşet geçirseydi de, bu poşet işiyle hiç uğraşmasaydık demeyeceğiz.  

Maalesef geçirmemiş…

Bir poşetin zararını görüyor musunuz şimdi…

Ahmet GENCAL
(03 Mart 2019)


Like it? Share with your friends!

2 shares
Ahmet Gencal
İngilizce öğretmeni. Psikolojik denemeler ve öyküler ustası. Zamanla tıpkı bir çaykara gibi arıtılıp gün yüzüne çıkan damıtılmış yaşanmışlıklarını eserlerinde kullanıyor.

1 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend