Yazmayan Bilmez


Bunca karmaşanın orta yerinde, kim olduğunu bilmediğin bir memlekette diline yabancı, sesine sağır canlılar arasında bulursan bir gün kendini, gökyüzüne bak sadece. Mavi ortaktır, her göz farklı gördüğünü zannetse de. Gökyüzünün mavisi, güneşin sıcaklığı, yağmurun sesi ve doğallığa bahşedilmiş her olgu evrenseldir. Bastığın her toprak parçası ayrı bir kültür taşır ve doğaya ait hiçbir şeyi ayıramazsın dili, dini, rengi farklı diye. Her meridyende baharda aynıdır kışta. Çiçek sadece benim ve senin olan bu memlekette açmaz. Denizlerin dalgası sadece görebildiğin denizlere ait değildir mesela. İnsanda böyledir işte, dili, dini, ırkı ne olursa olsun, doğar yaşar ve ölür. Önemlisi hisseder yaşarken nefes alır, umut eder, güler , ağlar ve tüm bunların ışığında büyür. Öğrenmenin de kimliği yoktur, hisler gibi. Nereye ait olursan ol, yaşam hep aynıdır. Öğrenebildiğin kadar yaşamış sayarsın kendini sona geldiğinde …

Tabiatın ne olursa olsun, sahip olduklarının kıymetini bilebildiğin kadar öğrenme şansına sahip olacaksın… Köstebek misali toprağın altından, başını çıkartmazsan mevsimin hangisi olduğunu öğrenemeyecek ve sadece nefes almanın telaşıyla, son nefese giden yolu arşınlayacaksın. Yaşam bitti dediğinde başlar oysa ki her şey. Umutsuzluk birazda umuda yolculuktur kimse bilmez. Tıpkı; bir zamanlar küçük kağıtlara karaladıklarımın bunlardan ne olur ki diye düşünerek bir kitap olması, okura arz olması ihtimali yolunda hayallerimi baskılaması gibi. Umutlarımla ettiğim kavgalarımın ve olamayacağını her kendime söylediğimde, daha iyisini yapmaya uğraşmaya güç bulmak gibi. Yazmayı sevebilmek, kendi içinde bir yerlerde plansız yolculuklara çıkmak gibi. Kalemi sadece kalem olarak tanıyanlar görmez. Kalem elindeki değil, içindekidir oysa yazmayan bilmez. İçimde beni aşağıya çeken her ne ise onunla çatışarak, hayallerimle çizebildiklerimi kötü de olsa kağıda dökebilmek gibi…

Şimdi bir minder üstünde bağdaş kurmuş karalayabiliyorsam ordan burdan, hissettiklerim, gözlemlediklerim ve çocukluktan kalma bir sürü şey cümle olabilme telaşı ile koşabiliyorlarsa parmaklarımın ucunda, umut ben varım diyor zaten. Ve kalemle çıkılan yolculuklar hayallerle ulaşılabilecek olanlar kadar uçsuz bucaksız. O en çok ben yapamam dediğim anlardaki olumsuzluklara, kendi cümlelerimin varlığı ile olumlama katabilmişsem bir parça, benim de çıktığım bu yol daha bir başlangıçtır. Her başlangıç başarısızlık riskine rağmen denemeye değecek bir tecrübeye yelken açmaktır.

Benimki de böyle işte, içimden nasıl gelirse öyle işte!

Cemile Çalışkan DEMİRKOL


Like it? Share with your friends!

Cemile Çalışkan Demirkol
Yazar olmak yolunda, bir yazanım sadece; yürekle kalemin dost olduğu noktadayım ve buradayım... Herkes bakar ama herkes göremez. Baktığın her kare hikaye olmaya başlar bir zaman sonra. İnsan yaşar, tüketir gider de, hayata iz bırakma hayali en özel vefadır, yazmayan bilmez!

3 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir