Yılın Son Akşam Yemeği


Ruhum zihnim ve bedenim. Büyükçe yuvarlak ahşap masanın etrafında toplandık. Yılın son akşam yemeğini beraber yiyeceğiz.

Kolçaklı sandalyelerimiz çok rahat, kırmızı kadifeden minderleri var. Masa örtümüz kan kırmızısı, jilet gibi ütülenmiş. Normalden çok daha süslü, bizden beklenmedik şık bir masamız var. Bu sofrada sarımsağa yer yok, kızartma yok; aramızda yabancı olmadığı için sadece bizim sevdiğimiz yiyecekler var.

Lamba derimizden yansıyan ışığımız ve masamızdaki mumlarla loş bir ortamdayız. Salonun kapıları kapalı, içerisi oldukça sıcak. Fonda şimdilik Schubert’ten Ave Maria çalıyor; gece uzun, ilerleyen saatlerde popa da geçiş yaparız TSM’ye de; hatta şarkı bile söyleriz.

Ruhum her zamanki gibi çok zarif, uçuşan karbeyazı tülleri olan dar uzun bir elbise giymiş. Sade bir makyaj yapmış, içten gülümsemesiyle masadaki yerini aldı. Müziği seçen ve mumları yakan o. Zihnim her şeyi her zamanki gibi son dakikada yetiştirdi. Alelacele saçlarını taradı, siyah straplez elbisesini giydi, abartısız makyajıyla masadaki yerini aldı. Tütsülerden karanfili seçti ve yaktı. Aklı kedilerde. Salonun kapısını kapattığımız için çok ses yapacaklarından korkuyor. Bedenim belini ince gösteren, transparan kollu, boyu dizinin üzerinde bir elbise giydi. Menüyü hazırlayan, şarabı soğutan ta kendisi olur.

-Kadehimi bu gece toplanmamızın şerefine kaldırıyorum, bilirsiniz evde olmayı pek tercih etmem dedi ruh ışıltılı gülümsemesiyle. Umarım şarabımız bu gece için yeterli olur.

-Şerefe diyerek kadehini kaldırdı beden, aslında benim antibiyotik almam gerekiyordu ama bu gecenin hatırına bir gün ara verebilirim.

-Bazen çok mu alkol alıyoruz diye düşünüyorum dedi zihin, yaşlanıyoruz kendimize daha iyi bakmamız gerekir ama bu gece başka, şerefe!

-Bence ne istiyorsak onu yapmalı, ne söylemek istiyorsak söylemeliyiz. Bu hayattan tat almazsak, ne anlamı kalır ki.

-en bu sene hep senin aklına uyduk. Yerinde duramıyorsun, hep bir koşturmaca hep bir hareket peşindesin. Benim için çok yorgun bir seneydi, ne tatilin bitti ne sporun. 

-Bu sene yazarlık kursuna başladık, tamam ne zamandır bu kursa katılmak istiyordun; karşına fırsat çıktı ve başladın ne güzel ama dans kursuna ne ara karar verdin de kendimizi Altunizade yollarında bulduk anlamadım! Katıldığın açılışta hemen müzik sınıfını beğendin ve flüte devam etmek istiyorsun. Yok! Bu kadarı çok fazla; mantıklı olalım, vaktin hiç birine yetmeyecek!

Yeni doldurduğu ikinci kadehini eline alan ruh sandalyesinden kalkıp dans etmeye başladı. Parmak uçlarında süzülerek vals yapıyordu.

-Gençler, nasıl da mutluyum, ne kadar güzel bir yıl geçirdik ! Bir sürü insanı hayatımıza aldık! Bir sürü konser izledik. Tüm yazı sahilde çimlerde geçirdik, hatırlayın ne kadar rahatlatıcıydı, ne kadar da özgürdük!

-Katılıyorum, evet çok mutluyduk ama aylarca hasta hasta bu tempoda uykusuz kaldık.

-Genç derken? Hayat sana güzel tabi, sen hiç yaşlanmıyorsun ki; otur hadi başın dönecek. Hem hayatımıza bir sürü insan girdi diyorsun, hepsi bizi sevdi saydı mı ki, sadece güzel anılarımız yok ki, paramparça da olduk!

-Oturamam duramam ben yerimde , anlatacak, yaşayacak çok şeyim var. Beni dinleyin, herkes dinlesin! Zihin, senin korkuların, güçsüzlüklerin yüzünden ne kadar çok şeyi erteledik! Düşünsene bundan on yıl önce beni dinlemeye başlasaydınız bugün çok daha mutlu, bilge ve güçlü olurduk. Beden ya sen; yıllarca uykuyu sevdin, kolunu kaldırmaya üşendin. Yapmak istediklerimizi gerçekleştirecek enerjin olmadı. İyi mi oldu? Hayatımıza bir sürü insan girdi evet. Bazıları kabusumuz oldu evet. Ne kadar da iyi oldu.. Yaşananların bir sebebi, bu insanların da misyonları vardı. Benim gözümde iyi kötü yok, güzel çirkin yok, yaşanması gereken deneyimler var, alınması gereken dersler. Herkes görevini yerine getirir ve gider!  Bırakın bana kendinizi gençler, ben özgürsem siz de özgürsünüz ben mutluysam siz de.. Anlayın artık bunu! Işığımın peşinden gelin, durmayın! Siz bilmezsiniz, zaman da yok mekan da. Geçmiş de yok gelecek de… Bu hayatta her şey olması gerektiği gibi; olması gerektiği zamanda olur, yaşanır. Kalkın siz de dans edin benimle. Kendinizi müziğe teslim edin, kendinizi bana teslim edin…

Dilek GÜLCÜ


Like it? Share with your friends!

1 share
İnce Tezat
Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

1 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend