Seher Abla


– Soğumuş mu? Ver bakalım fincanını. (Hiç anlamıyorum şu işlerden diyorum ama bir ısrar bir ısrar. Menopozluyum ben, zaten sıcak tepeme vurmuş. Geldi çat kapı. Karşıma oturdu! Sallayayım bari bir şeyler, dertli de kızcağız.)

– Bak bakalım abla, haber teber görecek misin, neymiş küçük beydeki son durumlar?

– Ablasının gülü! Bak, tabak gibi çıkmış! Küçük beyin kafası kara kara düşünmekten simsiyah kocaman bir buluta dönmüş. Yemiş bitirmiş kendini üzüntüden helak olmuş yataklara düştü düşecek!

– Düşünsün tabi daha çok düşünecek o.

– Ama düşünmekle de kalmayacak sıkma cancağazını, harekete geçiyor. Seni kırdığı için çok üzgün aranıza çektiği duvarı yıkmaya niyetli. Seninle iletişime geçecek bak burada ağız ağıza vermişsiniz, konuşuyorsunuz. Bak bak! Sağdaki sen. O da hemen karşında! (Yakın gözlüğün de yok, ne attın be Seher, helal sana!)

– Ne zaman arayacak, abla?

(Bugün sokağa çıkma yasağı başlıyor. Yüz yüze görüşemezler. Ne zaman diye sorduğuna göre özlemiş belli ki hemen arasın istiyor.)
– Üç vakte kadar. Bugün Cuma, Pazar günü arayacak seni gör bak. Özür diliyor, aklı hep sende. Fincanın her yerinde kabar kabar kabarcıklar çıkmış. Nasıl bir nazar var sizin üzerinizde tatlışkom ya! Sizin diyorum çünkü bu gözler sadece Melih’i değil seni de etkilemiş. İçine içine işlemiş. İçin sıkılmış bütün vücudun sıkıntıdan şişmiş, balon balığı gibi, patlamak üzeresin. (Söylediklerime kendim bile inanmak üzereyim.)

– Tartışmalarımızın nedenini sen de biliyorsun abla. Melih evlilik konusu açılınca çok geriliyor, hemen kavgaya tutuşuyoruz. Kaç yıldır birlikteyiz. Ben yüzük takalım ilişkimiz artık resmiyete dökülsün istiyorum.

(Ah ah ben senin yaşındayken ikinci kocayı boşamıştım. Biraz kadınlık öğrenin. Ne bu böyle hep kot pantolon, kafada hotoz gibi bir ev kızı temizlik topuzu, yüzünüz gülmez, elinizden iş gelmez, işve yok cilve yok!)
– Bir arkadaşın vardı senin Avrupa yakasında oturan, hani kurşun dökmüştü sana. Kız! Onu çağırsak da tekrar kurşun dökse! Elem tere fiş kem gözlere şiş! Hatta Melih’e de döksün; ikiniz birden hafiflersiniz baksana anacığım ne çok göz var üzerinizde. Millet kıskanç, gözü olanın göz çıksın!

– Arkadaşım değildi o, onun kuzeniydi. Telefonu falan da yok bende, boş ver. Başka ne görüyorsun?

(Tabağa geçiyorum artık, bir iki yorum da buradan yapsam da fal faslı kapansa.)
– Tabaktaki Melih. Vallahi bak bak! Yalnız. Kukumav kuşu gibi odasında. Almış başını ellerinin arasına iskemlenin üzerine tünemiş seni düşünüyor. Falda iskemle görmek özlem demektir. Kapına gelecek. Senden af dileyecek. Çok seviyor seni bak burada içi kabarık kocaman bir kalp çıkmış, çok ferah, tertemiz. Hadi gülsün artık yüzün. (Melih orada ben burada yanıyorum, şu camı aralasak, kurdeşen döktüm resmen.)


Like it? Share with your friends!

Dilek Gülcü
Kafası karışık, zamansızlığa hapis, kitapsever, müzikdinler, enstrumanist, yazar da çizemez, kedi annesi, çok düşünür az konuşur kurumsal hayatın içinde dünyalı bir yolcu. Şimdilik...

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir