Ağrının Ağrısıyla Muhabbetler


Mezopotamya gibi bir coğrafyadan geliyorum
Aşkların ve acıların aynı kutuya konduğu bir coğrafyadan
Bir türkü deyivericem
Bu türkü çıngıraklı bir yılanın kuyruğuna hapsolmuş
Bi deyiversem zehirlenicem
Ölmek pahasına
Büsbütün zehirlenicem
Dilimde tenimin, tenimde coğrafyamın yarası olucam
Güneş olduğum yerden doğacak yeniden
Işıklı ve görkemli bir taht edinecem
Tanrının eteklerine sığındığım yerden selam duracam gökyüzüne
Meleklerin bir bir inişini iştahla seyredicem
Seyredicem bana gelişini yeniden..

Yeniden doğucam kaburgasından nesli tükenmiş bir hayvanın
Bu sefer hayvan gibi sevicem
Evet hayvan gibi
İncitmeden
Örselemeden
Parçalamadan sevicem..
Yersiz kehanetlere yer vermeden
Fal bakıp baktırmadan
Gelecekten bihaber
Gülümseyerek çocuk kaldığım güne
Kalbimin kalbine değdiği anı kutsayarak
Değdiği yeri mabet bilerek
Avuç içlerimde sarıldığım dualarla sevicem..

Şimdi doğuvermenin umuduyla tutunduğum toprağın rahminden kes kordonumu
Dil’imdeki yarayla
İçimdeki küfrün küfe bulandığı umutla
Bitir yüzyıllardan yosun tutmuş sessizliğimi
Gelişinin çocuk gülüşlü neşesine misafir ederek..


Like it? Share with your friends!

2 shares
Mert Atal
Yarınların; daha özgür, daha akılcı, aydın fikirli, vicdani sorumluluğu yönetmede güçlü çocuklarının annesi bir eğitimciyim. Yaşanılası bir dünya için bu çaba...

4 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend