Gaye Boralıoğlu Söyleşisi


Merhaba İncetezat Edebiyat okuyucuları. Bu söyleşimiz ödüllü bir romancı, gazeteci, felsefeci, reklam yazarı, senaryo yazarı gibi on parmağında on marifet bir yazar ile. Yakında yeni eseri de çıkacak kendisini takip etmeyi unutmayın. Gaye Boralıoğlu söyleşisi sizlerle.

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Gaye Boralıoğlu kimdir?

Önce yazarım, sonra kadınım, takdir edenler için iyi bir arkadaşım.

Edebiyatla ilişkiniz ve yazma maceranız nasıl başladı?

Üniversite yıllarımdan itibaren yazmak benim kendimi ifade yolum ve aynı zamanda da hayatımı kazandığım mecra oldu. Gazetecilik, reklam yazarlığı ve senaryo yazarlığı yaptım. Ne var ki bunların hepsi başkaları için, belirli bir sebep ve amaç çerçevesi içinde yapılan yazma biçimleri. Bundan tam da yirmi yıl önce, kendim için, hiçbir zorunluluk olmadan yalnızca yazının büyüsüne kapılarak yazmak istedim ve böylece ilk kitabım Hepsi Hikâye çıktı.

İlk kitabınızın ilk baskısını elinize aldığınızda ne hissettiniz?

İlk kitap, ilk aşk, ilk iş… ilklerin garip bir kaderi vardır. Belirgin bir lezzet, hafızanızda sarih bir anı kalmaz. Kaygılarla, idrak eksikliğiyle, anlayamama ve anlaşılamama dertleriyle birlikte var olur o an. Bu yüzden size tam olarak o anı tarif edemeyeceğim. Sadece şu söyleyeyim: Çok güzel bir kapağı vardı ve kapakta benim terliğimin ve babamın eski bir ayakkabısının tekleri vardı, ve biraz da bu yüzden her şeyiyle bana ait bir nesneydi.

Felsefe alanında uzmanlığınızın olması yazarken işinizi kolaylaştırıyor mu zorlaştırıyor mu?

Kolaylaştırmak demeyeyim ama benim çok işime yaramıştır. Üniversitede felsefe okuduğum için her zaman şükretmişimdir ve okuldan sonra da şu güne kadar okumalarımı hiç bırakmadım. Her kitabıma muhakkak muhtelif felsefe okumaları da eşlik eder. Hayatı anlamlandırma çabasının felsefenin esas amacı, edebiyatın ise örtük niyeti olduğunu düşünüyorum. Her iki alan da bence birbirini besliyor, zenginleştiriyor.

Romanlarınızdaki karakterleri ve mekânları yazarken nelerden besleniyorsunuz?

Muhakkak ki roman ya da öykü yazmak aynı zamanda yazarın kendi geçmişine doğru yaptığı bir kazı faaliyetidir. O yüzden de insanlara dair hafızamdaki izler, gözlemlerimin, fark ettiklerimin sonuçları yazarken kullandığım ana malzemeler. Öte yandan bir yazarın en önemli besin kaynağının başka yazarlar, başka eserler olduğunu düşünüyorum. Sevdiğim yazarlar ya da iyi bir edebiyat eseri okumak hatta bazen büyülü bir cümle bile benim yeni bir edebi serüvene başlamama neden olabilir.

Fırsatınız olsaydı bütün insanlara okutacağınız bir kitap var mı?

Çok var, bir kitap hiçbir şey demek değil. Mümkün olsa, bütün insanlar, bütün kitapları en azından klasik eserleri okusalar… Eminim dünya daha iyi bir yer olur.

Türk ve dünya edebiyatından en beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Çok var, ama size başucu kitaplarımı sayayım: Klasiklerden, Dostoyevski, Kafka, Edgar Allan Poe, Merquez, Mishima diyebilirim. Türkçe edebiyattan Tanpınar, Oğuz Atay, Sevim Burak, Tomris Uyar’ı sayabilirim.


Like it? Share with your friends!

İncetezat Edebiyat
Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir