Hesaplaşma


Saatten zamandan haberi yok sadece ılık bir esinti hissediyor gözyaşlarının ıslattığı yanaklarında. Aslında o kadar güzel bir manzara var ki yakamoz vuruyor sahile, çiçek kokuları geliyor ara sıra. Akasya olsa gerek bu güzel koku. Sonra kendini yürürken buluyor. Nereye gittiğinden habersiz sadece yürüyor. Ne kadar yürüdüğünün, üşüdüğünün, nerede olduğunun ya da kaybolduğunun farkında olmadan sadece yürüyor. Belki de kendini dinliyordu ya da hiç olmadığı kadar yakındı kendi olmaya. Daha doğrusu içindeki o saf masum, yanına yaklaşmış ona dair kırıntılar bulmuştu. Ona duyduğu özlemden olsa gerek hiçbir şeyi görmeyişi.

Sonra uyanı verdi daldığı âlemden bu sefer fark etti nerede olduğunu hatta nerede olamadığını, buraya gelmek için nelerden vazgeçtiğini. Demin zihninde canlanan her şey o kadar gerçek, o kadar sıcakken şimdi çok çok uzaklarda olduğunun farkına vardı. Artık ne kendisi olabiliyor ne de kendinden vaz geçebiliyordu. Nasıl bir araftı bu, nasıl bir ikilem. İnsan nasıl bırakabilirdi kendini, kendisine nasıl sırt dönebilirdi.

Aslında her insan kendinde bulmaya çalışmıyor mu bu durumu. Hepsi yaşamıyorlar mı bu ikilemi. Hangimiz “ben kimim? Hayatın neresindeyim?” sorularını sormadık kendimize. Yastığa kafamızı koyduğumuzda, mehtabı izlediğimizde, ılık bir esinti yüzümüze vurduğunda, belki de bir sahilde… Bu sorular hiç mi geçmedi aklımızdan. İnkâr etmenin bir faydası yok. İnsan yüzleşmeli kendisiyle, her şeye herkese hatta kendisine rağmen yüzleşmeli. Görmeli kendisini hataları ve doğrularıyla, siyahıyla beyazıyla. Yani aynayı kendine tutmalı korkmadan, cesurca.

Hesaplaşma olduğunda görecek ki hangi rüzgâr, hangi fırtına, hangi afet gelirse gelsin yıkamaz onu, kıramaz, incitemez. Artık o, bir çelik kadar sağlam ve bir o kadar da güçlü olacak. Daha sağlam basacak ayakları yere, daha iyi anlayacak kendisini, insanları, herkesi ve her şeyi. İşte o an sevecek kendisini ve herkesi. Hayat daha anlamlı olacak onun için dünya ise daha yaşanılabilir…


Like it? Share with your friends!

Şeyma Genç
Tek amacı yaşamak değil anlamlı yaşamak olan biçareyim, küçük bir kızın masumiyetini arıyorum insanlığın öldüğü şu dünyada. Masumiyet terk etmiş bu diyarı diyorlar ben de masallarda arıyorum.

2 Yorum

Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    1. Teşekkür ederim. Elimden geldiğince hislerimi ve düşüncelerimi ifade etmeye çalışıyorum. Beğendiyseniz ya da yazdıklarım düşündürdüyse sizi bu benim için en büyük mutluluk. Tekrardan teşekkürler

Send this to a friend