Ruh Kanseri


Geldiğinde o an, kevlardan sandığın özgüvenin çatırdayarak yırtılırken,

Ve bütün kartları açık oynardım, gizlimiz yoktu kimseden.

Kaybolurken yalnızlığımda, sığınabileceğim bir liman sandım derinlikleri. Nereden bilebilirdim ki? Hangi deniz feneri?

O fener ki karanlığın meşalesini bir bayrak gibi taşıtan.

Tek başınaların ordusunda delirmeye tek bir hücre uzaktayım şimdi.

O hücre ki mutasyona uğradı ve çoğaldı, psikotik her bir DNA molekülünü gelecek nesillere aktardı.

Yırtılmış kişiliğimden sızan irinde bulacaksın o hücreleri. Ve aceleyle koy o irini lamla lamelin arasına ve bir bak, aslında sofistike olmak neymiş? Ve ne ki aslında hepimizin yaşama nedeni?

Tek başınaların ordusunda en önde delirmeye bir hücre daha yakınım şimdi.

Az sonra izleyeceksin işte kapalı devre kameralardan, şimdiye kadarki hayatımın özetini.  Akarken damarlarından kan, tüm benliğinle hisset damar duvarlarının azgın titreşimlerini. Sanma ki bu bir zelzele. Fazlalığındandır ki kokuşmuş hücrelerinin bu sarsıntı.

Normalliklerden başka normalliklere akarken tüm fizyolojik fonksiyonların, auran ise sessizce amorflaşıyor.

Şu an aklından geçenler ve hissedeceklerin, karanlığın ışıltısına muhtaç olan tek başınaları aydınlatacak.

Oğulay EREN


Beğendiniz mi? Lütfen paylaşın!

İnce Tezat

Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

0 yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend