Gülmek


Gözlerin kapalıyken duymak, belki de hissetmenin hür olduğu yerdi. Onun için sabah olan, öğle vakti, uykusunda, omuzlarındaki acıyı taşırken, kahkaha sesleri ile uyandı. Birbirine zıt olan o iki duyguyla içi doldu. Hem mutluydu, hem de mutsuz…

Arzu yoksunu olmasına rağmen yataktan kalktı, camı açtı, sohbet eden iki adama seslendi: “Heyyy… Neye gülüyorsunuz?” dedi. Kaldırımda oturan tuhaf giyimli genç düşünmeye başladı… Cevap veremedi. Kırklı yaşlarına yaklaşmış karşıtlıkları içinde kardeş yapmış adam, Nergis’e gözlerini dikti. Nergis bakışlardan panikleyince “Gelecekten geçmiş diye bahsettiren arkadaşınız beklentiyi yok etti.” dedi. Adamın bakışları hiç değişmedi. Camı kapatacakken kendinden emin tok bir ses yeryüzüne yükseldi: “Gülene neden diye sorulur mu?” dedi. Nergis korkmuştu. Ortaya çıkan içsel durumunu saklamalıydı. Hangi örtüyle… Hangi tozla… Duraksadı ve hatırladı: “Neye gülüyorsunuz dedim.” dedi. Üstünde durduğu eşyayı hiç bir zaman saklayamayan aracılar…  Adam: “Öyle olsun” dedi.

Çirkinken etkileyici, delişmenken güvenilir olmak garipti. Bu kadar gülmek diyen adamın yüzünün üstündeki ciddiyet neydi? Sorgulayıcı bakan gözler gülümsedi: “Birlikte dolaşalım mı?’ dedi. Nergis camı kapatarak tavrını belli etmesine rağmen adam apartmanın kapısında beklemeye başladı. Nergis’in yüreği değil aklı karar verdi. Üstünü giydi ve aşağı indi. Adam “Bekleyeceğimi nereden anladın?” diye sordu. Nergis; “Geleceğimi nasıl anladıysan” dedi ve yürümeye başladılar. Hiç konuşmadan uzun süre yürüdüler.

Etraflarında hiç ağaç olmamasına rağmen bir sürü bank vardı. Yanından geçtikleri bankın birine Nergis hafifçe dokundu. İsmini bile sormadığı adam fark etti: “Oturalım mı?” dedi. Nergis durdu, gözlerine baktı… Aklıyla konuşmaya devam etti. Oturduğu bankta, çok uzaktan görünüyor olsa da bir ağaç görmek istedi… Neyse ki kuşlar yetişti yanına. Onları izlerken gülümsediğini fark etti.

Bir saattir konuşmayan Nergis anlatmaya başladı: “Küçülsem! Küçülsem! Sırtından dünyayı görsem. Denize akan pisliği, insan yüzünün ötesini, âlemin içindeki sırsız gizemleri… Mutluluğun ölü denizinde olmak bu hayvanlara yakışıyor. Yeryüzüne dokunmanın müstağni hali, devam eden hislerin her adımında başlangıcı, başlarını hav tüylerinin içine soktuklarında kendi içinde saklı olanları görüp mutlu olmaları… Aklı duru bu hayvanların…”


Like it? Share with your friends!

10 shares
Merve Yıldız Özbek
Uluslararası Ticaret mezunuyum. Yazmak, insana dair gördüğüm anları ve duyguları tanımladığım yer.

2 Yorum

Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Gözlerini kapatıp duymak gibi birşey Merve’ yi okumak bir yandan da hissetmek başarılar arkadaşım yolun hep açık olsun 😙🌹

Send this to a friend