Yamalı Satırlardan


Bugün başımı pencereden çıkardım bir ara, biraz oksijendi tek ihtiyaç duyduğum. İnsan sesleri, sürekli koşuşturan toplulukların hareketliliği, çevremdeki herkesin kendi için verdiği yaşam mücadelesi boğup bunaltmıştı beni. Sorumluluklardan sıyrılmak ister ya bazen insan kendini hatırlamak için. O anlardan biriydi belki de. Şöyle bir baktım etrafa. Baktığım pencerenin karşısındaki çam ağaçlarını süsleyen kozalaklar takıldı kadrajıma. Dedim ki kendi kendime, ne kadarda güzel şeyler hediye ediyor doğa aslında insana.

 Bakmayı becerebildiğin her yer birer fotoğraf.  Eşsizce dizilişleri yeşile fon olmuştu sanki. Sonra başımı kaldırdım gökyüzüne. Bir grup kuş dizilmiş süzülüyordu öylesine. Bizler kadar tok değillerdi belki ama bizlerden daha özgürlerdi işte. Bir aşağıya baktım birbirinden, hatta kendinden bihaber kalabalıklar ordusu, karınca misali… Her yer karanlıktı adeta. Bir de göğe baktım, bir tuvale kazınabilecek farklı bir mücadele hikayesi, alabildiğine ışık…  Göktekinin tek amacıydı hayatta kalabilmek, yerdekinin hayatta kalabilmesi için amaçlar gerektiriyordu. Kafamın içinde örüntü kurmaya çalıştığım bu görsel döngü bulanık bir karmaşaydı sadece. Şehrin telaşı, satırlarımdan çok uzak bir yerdeydi.

Çocuk kalan yüreklerimiz olmasa, bu kadar derin düşünebilir miydik kim bilir… İçimizde bir yerlerde merhamet barınmasa, empati kurabilir miydik yüzünün çizgilerinde acıyı okuduklarımızda. Derin duygular bahşedilen her yürek, müebbet tadında ağırlıyor yaşamı. Kimimiz kendi içimize hapisiz, kimimiz kuş misali bir zindanın içinde duvardan duvara çarptığını fark etmeyecek kadar kendini özgür hisseden …

Nereye gidiyor düzen, nereye bu yolculuk. Bir şeyler ters gidiyor gibi. Sırtında torba torba hayal, omuzlarında bin bir çeşit kırık umutla yol almaya çalışana ağır gelmiyor mu acaba bunca yokluk? Adına insan denilen canlıya insanca hissetme şansı ne zaman bahşedilecek kim bilir?

Hayat, sorarken bir bir hesaplarını, sen başını her dik tuttuğunda vermiş olacaksın zaten cevaplarını.

Karalar gibi olmayan bir deftere hayatının yamalarını, dikiş tutmayan her parçaya yükleyeceksin günahlarını!

Cemile Çalışkan Demirkol


Like it? Share with your friends!

2 shares
İnce Tezat
Kişisel yazılarınızı bize göndererek sitemizde yer almasını ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. https://www.incetezat.com/misafir-yazarlik/

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Yamalı satırları ne güzel bir çocuk masumiyetinde birleştirmişsiniz… Çok da güzel dikiş tutmuş. Ellerinize sağlık.

    1. Kalemin düşü bu işte ; sen çeşit çeşit düşünceyle, kimsenin görüp bilmediği en boğulmuş hallerinle, çocuksu düşlerinle ve daha niceleriyle karalar durursun öylesine .Emek bile saymadığın naçizane satırlarının okunduğunu bilmek, hele ki yoruma layık görüldüğünü görmek, kaleme aşk ile bir kez daha sarılma sebebin oluverir ziyadesiyle… Çok teşekkürler ☺️

Send this to a friend