Sarı Koltuk


Yapayalnız yürüyorum bugün sokakların koynunda
Sadakatim vaz geçiyor sebepsiz yırtıklardan
Uyanıyor hüzünlü dünya yatağı, zoruna gidiyor içimin
Arıyorum boşluğumu, dibinde kendim, konuşuyorum.

Sonra bir çöp konteyneri takılıyor gözüme ötede
Bir koltuk var yanında, bacağı kırık, yüzü sapsarı
Üstündeki onca acıyı sığdıramamışlar içine
Anılardan savılıp savrulmuş, terk edilmiş…

Yaklaşıyorum yanına, dokunmam lazım sana
Yerle bir olsan da, gidene kadar düzgün dur hiç olmazsa
Sarı koltuk, ne yapmışlar sana, kimler kesmiş seni?
İçindeki yaylar, demir parmaklıklar alınmış, mutluluğun çalınmış.

Paramparça yüreğin, dağılmış omurga ve iskeletin,
Bekliyorsun, belki korkuyorsun ateşe atılmaktan
Korkma sarı koltuk, kütüphanemin yanı boş,
Döşemeci de var mahallemde, önce ona uğrarız, sonra bana…

Söz ver ama bir daha gelmeyeceksin buralara,
Terk etmeyeceksin beni kitaplarımın limanında
Ustanın seni tamir edeceği gibi, sen de, sen de
Destek olacaksın, dolduracaksın içimi, kurtaracaksın…

Biliyor musun sarı koltuğum, arkadaşım
Bomboş bir hayata bırakmışım kendimi,
İçime gömdüğüm sevincim çoktan tedavülden kalkmış
Gönlümdeki nezarethanede büyük isyanlar başlamış…

Ölüm belgemi elime tutuşturmuşum,
Defin iznimi verecek yetkiliyi arıyorum.
Otopsi bulgularımı saklamışım yüksek kara kutulara
Kimliğimi teslim etmişim içimdeki bataklıklara.

İçimdeki boşluğu darma duman ediyorum şimdi
Gözümdeki cereyandan açığa üflüyorum sesimi,
Ağır başım önümde dolaştığıma bakma sen,
Kalabalıklar içinde kimseye bakamıyorum zaten.

Yıllar görüyorum yüzlerinde, aylar ve dakikalar da ellerinde
Kendimi koyamıyorum hiçbir yere, ayağım senin yanına geliyor
Çöp toplayanları daha iyi anlıyorum, birbirimizin aynısı
Ama ben çok şanslıyım, seni buldum içimin yarası

Kafam yankılanıyor be sarı koltuğum, koşmam lazım,
Yürüyen merdivenin sonuna geldim, adım atamıyorum
Nereye tutunsam çıkamıyorum, zihnim dumanlı ve uyuşmuş
Dopdolu bir boşluğu yaşıyorum ruhum baştan sona sarhoş.

İzin vermediler yıllarca, yedi adımla dolanıp durdum yalnızlığımda
Koşacağız değil mi arkadaşım, kan ter içinde bütün kitaplara,
Anlamın altını üstüne getireceğiz, artı eksi sonsuzlukta…
Sonra ulaşacağız oraya, hiç de uzak değil, uçar adımlarla
Hemen tanıştırayım seni sayfa ayracı kanatlarımla…

Ahmet Gencal
20 Temmuz 2019


Like it? Share with your friends!

1 share
Ahmet Gencal
İngilizce öğretmeni. Psikolojik denemeler ve öyküler ustası. Zamanla tıpkı bir çaykara gibi arıtılıp gün yüzüne çıkan damıtılmış yaşanmışlıklarını eserlerinde kullanıyor.

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend